🦝 Dulavrat Otu Ve Cırt Cırt

ArifoğluDulavrat Otu 110 GR KULLANIMI : Bir su bardağı kaynar suya 1 tatlı kaşığı ilave edilip 5-10 dakika demlenir. İÇİNDEKİLER : Dulavrat Otu UYARILAR, ÖNLEMLER, YAN ETKİLERİ : Serin ve kuru yerde ağzı kapalı olarak muhafaza ediniz. Herhangi bir yan etkisi göründüğünde doktorunuza başvurunuz. ÜRÜN 110 GR OLUP, SON KULLANMA TARİHLERİ UZUNDUR ( EN AZ 1 YILDAN Plantus Yaygın olarak Dulavrat Otu olarak bilinen Arctium majus, Ayurveda ve Çin toplumlarında sağlıklı ve besleyici bir gıda olarak bilinir ve önerilir. Dulavratotu Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya'da yüzlerce yıldır terapötik olarak kullanılmaktadır. Dulavratotu kökleri, tohumları ve yaprakları geleneksel Çin tıbbında (TCM ABDdeki Massachussets Institute of Technology Üniversitesi, örümcek ağının dayanıklılığının bir sırrı daha ortaya çıkardı. ABD'deki Massachussets Institute of Technology Üniversitesi'nden Markus Buehler ve ekibinin yaptığı araştırma, üzerine dalın düşmesi ya da şiddetli rüzgarlar gibi farklı mekanik stres Yıllarca üzerinde çalıştıktan sonra ise bugün cırt (ya da cırt cırtlı bant) olarak bildiğimiz keşfe imza atar ve Eylül 1955’te buluşunun patentini alır. DulavratOtu ( Pıtrak ) Nedir? Besin Değeri, İçerdiği Kimyasallar ve Faydaları Nelerdir? Dulavrat Otunun İngilizce Adı : Burdock Dulavrat Otunun Bilimsel Adı : Arctium Lappa Dulavrat Bantlar yapı endüstrisi içinde geniş çaplı bir kullanıma sahiptir. Tipik uygulamalar arasında çatı astarları, duman bariyerleri, maskeleme, yalıtım ve düşük yüzey enerjisi bulunur. Yapıştırıcı, yüksek kaliteli sonuçların sağlanmasında ciddi rol oynar. Henkel, yapı ve çatı bandı için mükemmel bir UV direnci ile Firmamız1997 yılında Denizli'de faaliyetlerine başlamıştır. Sanayi tipi dikiş iplikleri, şerit fermuar ve kürsörleri, PVC film ve aksesuar ithalatları yanı sıra nakış ipliği, tela, bant, ambalaj malzemeleri ve benzeri ürünlerde sektörün lider markalarını tek çatı altında toplamayı başarmıştır. wOrATF. Şimdi her gün kullanmaya alıştığımız pek çok alet, daha bir yüz yıl önce bilinmiyordu. Hayatımızı kolaylaştıran, günlük yaşamın olmazsa olmazı haline gelen bu icatlar nasıl yapıldı? Birbirinden ilginç hikayeler, bu icatların ne büyük bir çabayla ortaya çıktığını da gösteriyor. Kimi tesadüfen, kimi başka bir şey ararken keşfedilen aletler bugünün dünyasının olmazsa olmazları. Her birinin birbirinden ilginç hikayeleri var ve bazıları keşfedildikten sonra tarihin akışını değiştiriyor. Bu hikayeler derledik. Çalar Saat Her sabah 5’er dakika erteleyerek biraz daha uyumak istesek de çalar saat hayatımızın vazgeçilmezi. 1787 yılında bulunan çalar saat yine uykudan vazgeçemeyen bir mucidin icadı. Amerikalı Levi Hutchins her sabah 4’te uyanıp işe gitmesi gerekince ve bir türlü vaktinde uyanamayınca çözüm aramaya başlamış. Saat üreticisi Hutchins, hep geç kalktığı ve zamanı iyi yönetemediği için bir alarm sistemi düşünmüş. Kendine ilham veren süreci şöyle anlatıyor “Fikrim sesli bir alarm tasarlamaktı ama çok güçtü. Derken aklıma bir çan kullanmak geldi. 29*14 boyutunda bir kutu yaptım. Büyük bir bakır saatin içini oraya yerleştirerek bir çivi ve dişli kullandım. Akrep saat 0400’e geldiğinde, çiviyi itiyor ve çivi çana vuruyordu ama vuruş tek bir vuruştu fakat çanın sesi öyle fazlaydı ki, uyanıyordum…” İcat kısa zamanda yaygınlaştı. Hutchins 94 yaşında vefat etti, vefat ettiğnde icadının patentini almamıştı. Penisilin Penisilinin icadı dünya tarihinin önemli gelişmelerinden. Pek çok kişiyi ölümden kurtaran penisilin tıp dünyasında çığır açtı. Ortaya çıkmasıysa, tesadüf eseri. 1928 yılında Londra’da çalışan Dr. Alexander Fleming, ailesiyle tatile gitmeye karar verir. Tatile çıkmadan önce hastanenin güneş görmeyen bir yerinde kültür kaplarını bırakmıştır. 1 ay sonra işe geri döndüğünde kaplarda bakterilerde bir değişiklik olmadığı farkeder. Yaptığı araştırmada küflenen kaplarda bulunan bir maddenin bakterilerin çoğalmasını önlediğini farkeder. Bakterileri öldüren maddenin adı penisilindir. Ölümcül hastalıkların iyileşmesine neden olan penisilini bulan bilim insanları 1945 yılında Nobel ile ödüllendirilirler. Cırt cırt Dönem dönem moda olan, giyimi kolaylaştıran bu pratik aksesuar bağcık ya da fermuara göre daha kullanışlı. Kolay kolay bozulmayan cırt cırtın keşfi de ilginç bir hikayeye dayanıyor. İsviçre’de yaşayan elektrik mühendisi George de Mestral, bir gün köpeğiyle geziye çıkar. Saatler süren bu gezinin ardından dağlarda bolca bulunan dulavrat otunun kıyafetlerine ve köpeğinin tüylerine yapıştığını farkeder. Dulavrat otunu mikroskopla inceleyen Mestral otta pek çok kanca olduğunu görür. Bugün cırt cırt olarak kullandığımız ürünün icadı bu keşfe dayanır. 1955 yılında, De Mestral icadını naylon malzeme ile birleştirerek cırt cırtı bugünkü formuna kavuşturdu. Kedi gözü reflektörü Kapkaranlık bir gecede araba sürmek ister misiniz? 1933’te Percy Shaw uzun bir yola çıkmak zorunda kaldı. Sisli bir gecede otomobiliyle yolculuk yapan Shaw tam uçurumdan yuvarlanacakken oradan geçen bir kedinin gözlerinin parlamasıyla durumu farkedip ölümden son anda kurtuldu. Bu olay ilerki yıllarda pek çok insanın hayatını kurtaracak kedi gözü tasarımının önünü açtı. Günümüzde hemen tüm yollarda kedi göz reflektörleri bulunuyor ve ölümcül kazaları önlüyorlar. Teflon Tencere dibi kazımaktan nefret eden insanlar için teflon yüzyılın icadı sayılabilir. Ancak bulunması mutfakla ilgisi olmayan bir tesadüf sonucu. Amerikalı kimyager Dr. Roy J. Plunkett, soğutucu madde üretimi üzerine çalışıyordu. Bir gün mesaiyi bitirirken üretimde kullandığı hammaddenin arta kalanını ertesi gün değerlendirmek üzere çelik bir tüpe koydu ve evinin yolunu tuttu. Bir sonraki gün yine her zamanki gibi sabah erken saatlerde gelip mesaisine başladı. Üretime devam etmek için bir önceki gün doldurduğu tüpün vanasını açtı. Ancak tüpten gaz çıkmıyordu. Plunkett, bu işte bir gariplik olduğunu sezdi çünkü tüpten gaz çıkmamasına rağmen ağırlık azalmamıştı. Bu da tüpün içindeki maddenin dışarıya sızmadığını gösteriyordu. Peki, ama hammadde neredeydi? Merakına engel olamayan Roy J. Plunkett, tüpü ters çevirerek vanayı tamamen çıkardı. Bunun üzerine tüpün içerisinden dışarıya ele yapışmayan, kaygan ve ısıya dayanıklı beyaz bir toz çıktı. Plunkett, tüpün içindeki gazın polimerleşerek plastik maddeye dönüştüğünü anladı. 1938 yılında keşfedilen teflonun hammaddesi ilk zamanlarda atom bombasının yapımından uzay çalışmalarına kadar pek çok alanda kullanıldı. Tarihler 1956 yılını gösterdiğinde ise bu maddenin alüminyum tavaların kaplanmasında kullanılmasıyla birlikte mutfaklardaki yolculuğu başladı. Bu tarihten sonra da teflon tavalar “yapışmaz” sloganıyla gündelik yaşamımıza girerek kendisine sarsılmaz bir yer edindi. Güvenli kırılmaz cam Kırılmaz camın yolculuğu da tıpkı diğer icatlar gibi bir laboratuvarda başlıyor. Fransız bir kimyager olan Édouard Bénédictus bir gün yine laboratuvarda çalışırken raftan bir deney tüpü almak ister o sırada yanlışlıkla tüpü düşürür. Zemine çarpan tüp kırılır ama bütünlüğünü koruyarak paramparça olup zeminde dağılmaz. Tüpün neden dağılmadığını merak eden Bénédictus, hemen tüpü incelemeye koyulur. Gerçekleştirdiği çalışmalar sonucunda ise camın içinde esnek bir film şeridine benzeyen bir parça görür ve bunu da incelediğinde içinde selüloz nitrat kalıntılarının olduğunu anlar. Bunun üzerine iki cam tabaka arasına selüloz nitrat yerleştirerek güvenli camı yaratır. İlk olarak I. Dünya Savaşı sırasında gaz maskelerinde kullanılan güvenli cam, daha sonra arabalarda da kullanılmaya başlandı ilerleyen yıllarda ise neredeyse güvenlik amaçlı olarak tüm cam ürünlerde kendisine kullanım alanı buldu. Aradığımız her şeyin cevabı doğada yatıyor olabilir mi? Evet, belki her şey’ fazlasıyla iyimser bir beklenti oluşturdu fakat medeniyetimizin gelişmesinde ve daha iyiye giden yolda pek çok farklı konuda ilhamı doğadan alabiliriz. Üstelik alıyoruz da… Biyomimikri kavramı tam da bu davranış biçiminden doğmuş ve şu an gündelik hayatımızda kullandığımız sayısız araç veya eşya, biyomimikri yaklaşımıyla tasarlanmış. Yani doğanın taklit edilmesiyle… O halde gelin, hem bugünümüzü hem de geleceğimizi yakından ilgilendiren biyomimikri nedir ve gerçek hayattan biyomimikri örnekleri nelerdir sorularını soralım, yanıtlara birlikte bakalım…Biyomimikri Enstitüsü bu kavramı, doğanın zaman içinde test edilmiş ve deneyimlenmiş strateji ve kalıplarını taklit ederek karşı karşıya olduğumuz problemlere çözümler getiren bir inovasyon yaklaşımı olarak tanımlıyor. Her ne kadar bu birazcık karmaşık bir tanım olsa da kısaca biyomimikri, doğadaki işleyişin taklit edildiği tasarım süreci olarak özetlenebilir. Biyomimikrinin amaçları arasında öne çıkanlar ise tam da gezegenimizin ihtiyacı olan konular. Bu yaklaşım kullanılarak hazırlanan tasarımlar temelde iki şeyi hedefliyorÇözüm YaratmaSürdürülebilirlikBiyomimikri yaklaşımını geleceğimiz için bu denli önemli hale getirenlerden bir tanesi de bu inovasyon tekniğinin temelinde sürdürülebilirliğin yatıyor olması. Yani biyomimikri, doğadan aldığı ilhamla ürettiği çözümlerde doğanın işleyişini bozmamayı kendisine misyon ediniyor. Referansı zaten doğanın kendisi olan bu yaklaşım için bunu başarmak çok zor olmasa gerek…Biyomimikri Neden Önemli?Biyomimikrinin avantajları arasında sayılabilecek pek çok farklı nokta var. Ancak tüm bunların öncesinde bu yaklaşımın yarattığı psikolojik etkiyi de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Günümüz dünyasında iklim değişikliği başta olmak üzere pek çok farklı ekolojik problemle karşı karşıyayız. Bu ekolojik sorunların temel nedenlerinin ise insan yaşamını kolaylaştırmak için geliştirdiğimiz sanayiler, kullandığımız araçlar, tükettiğimiz kaynaklar olduğunu biliyoruz. İşte tam bu noktada aşılması zor gibi görünen bir çıkmaz ile karşı karşıya kalıyoruz “Gezegenimizdeki yaşamımızı rahatça sürdürebilmek için yaptıklarımız, gezegenimizi öldürüyorsa ne yapmalıyız?”Yani bir diğer deyişle ekolojik problemlerin temelinde, insanoğlunun gezegeni adeta bir rakip’ gibi görmesi ve dolayısıyla onu yenmeye çalışması yatıyor olabilir. Ancak geçen zaman gösteriyor ki Dünya, yenebileceğimiz ve daha da önemlisi yenmemiz gereken bir rakip değil. O, aslında takım arkadaşımız ve onun milyonlarca yıldır uyguladığı yöntemleri biz de uygulayabiliriz. Biyomimikri, doğanın deneyimlerini insan çözümlerine entegre ederek adeta gezegenimizin anladığı dilden konuşmamıza imkan tanıyor. Bu sayede ise iklim krizine karşı geliştirdiğimiz “çözüm yok” karamsarlığını geride bırakarak doğayı kurtarmanın yine doğanın destekleriyle mümkün olduğunu anlamamızı Hayattan Biyomimikri ÖrnekleriBiyomimikri tasarımlar, halihazırda günlük yaşamımıza entegre ettiğimiz pek çok araçta veya teknolojide zaten kullanılıyor. Hatta aralarında öyleleri var ki insanoğlunun bu teknolojiyi geliştirmiş olmasını şaşırtıcı buluyorsanız esinlenilen kaynağı gördüğünüzde çok daha şaşıracağınıza emin olabilirsiniz. İşte gerçek hayattan farklı sektörlerde kullanılan biyomimikri örnekleri ve doğadan ilham alan tasarımlar…Profesyonel Yüzme Mayoları – Köpekbalığı DerisiYüzme atletleri başta olmak üzere pek çok sporcunun kullandığı profesyonel mayolar, aslında köpekbalıklarının derileri ilham alınarak üretilmiş ürünler. Okyanusların bu görkemli canlıları sayesinde bugün su altında çok daha hızlı hareket etme şansına sahibiz. Köpekbalıklarının derilerinde bir çeşit diş yapısı bulunur. Bu yapı, köpekbalığı su altında hareket ederken bir düşük basınç bölgesi oluşturur ve suda girdaplar meydana getirir. Oluşan girdaplar sayesinde köpekbalığı güçlü bir şekilde ileriye itilir ve suda hız kazanır. Profesyonel yüzme mayolarında da uygulanan bu yöntem, yüzücülerin çok daha az kas kuvveti kullanarak daha hızlı bir şekilde hareket etmesini Cırt Bantlar – Dulavrat OtuCırt cırt bantları ya da orijinal adıyla Velcro teknolojisini hepimiz biliyoruz. Bugün; kıyafetlerimizde, çantalarımızda, paketleme eşyalarında veya pek çok yerde kullanmaya alışkın olduğumuz cırt cırt bantlar, aslında doğadaki bir bitkiden ilham alınarak oluşturuldu. Biyomimikri örnekleri arasında en çarpıcı inovasyonlardan biri olan Velcro, George de Mastral isimli İsviçreli bir elektrik mühendisi tarafından geliştirildi. Mastral, 1941 yılında köpeğinin tüylerine yapışan dulavrat otu dikenlerini fark etti ve bu dikenlerin tüylü yüzeylere kolayca yapışabildiğini anladı. Dikenlerin yapısını mikroskobik ortamda inceleyen Mastral, günümüzde neredeyse her alanda kullanılan cırt cırt bantlarını bu şekilde icat Tren – Yalıçapkını KuşuHızlı trenler, günümüzün en efektif ulaşım araçları arasında. Ancak bu teknoloji ilk geliştirildiğinde hızlı trenler, sonik patlama ya da tünel patlaması adı verilen bir ses sorunu yaratıyordu. Trenlerin tünel giriş ve çıkışlarında yarattıkları basınç farklılığı nedeniyle ortaya çıkan bu rahatsız edici gürültü, hızlı trenlerin şehir içlerinde kullanılmasının önüne geçiyordu. 1994 yılına geldiğimizde ise Er. Eiji Nakatsu bu soruna bir çözüm bulmayı başardı. Yalıçapkını kuşlarının gagalarını suya soktuklarını gözlemleyen Nakatsu, kuşların gagalarını sudan çıkarırken neredeyse hiç su sıçratmadıklarını fark etti. Hızlı trenlerin baş bölgeleri, yalıçapkını kuşlarının gagasından ilham alan bir şekilde tasarlandığında ise yalnızca sonik patlama sorunu ortadan kalkmadı, aynı zamanda trenler %15 daha hızlı bir şekilde hareket etmeye Tutmayan Boya – Lotus ÇiçeğiLotus çiçeği, pek çok özelliğinin yanında temizliğiyle bilinir. Çünkü bu bitki, sahip olduğu yetenek sayesinde yağmur suyunu kullanarak üzerinde biriken tüm kiri kolayca dışarı atar ve her daim temiz kalmayı başarır. Lotus çiçeğinin bu olağanüstü yeteneğinden ilham alan bir Alman firması, aynı teknolojiyi boya ürünlerinde uygulamaya karar verdi. Birkaç yıl süren ar-ge çalışmalarının ardından artık evlerin dış cephelerinde kullanılabilecek olan kir tutmayan boya ürünleri – AhtapotÇok uzun yıllardan beri savunma sektöründe kullanılan kamuflaj teknolojisi de aslında biyomimikri örnekleri arasında yer alıyor. Ahtapotların su altında tehlike sezdiklerinde bulundukları ortama hızlıca uyum sağlayarak adeta görünmez olmaları, kamuflaj teknolojisinin ortaya çıkmasını – Termit YuvalarıBüyük binaların iklimlendirilmesi ve bu binalardaki hava sirkülasyonunun sağlanması her zaman çokça emek ve fazlaca kaynak gerektiren bir iş olmuştur. Ancak doğanın bu konuda bulduğu çözüm biyomimikri tasarımıyla birlikte uygulanmaya başlandığından beri, her şey çok daha kolay bir hal aldı!Termit höyükleri, küçük delikler içermesi sayesinde hava sirkülasyonunu kolayca sağlar ve termitler için adeta doğal klima görevi görür. Büyük binalarda da genellikle bu özellikten ilham alınarak termal kütlesi yüksek tuğlalar aralıklı şekilde kullanılır. Tuğlalar arasındaki boşluklardan geceleri içeriye giren soğuk hava depolanır ve gündüz saatlerinde bu hava kullanılarak iklimlendirme Türbinleri – Kambur BalinaGerçek hayattan biyomimikri örnekleri arasında fazlasıyla öne çıkanlardan bir diğerini ise modern rüzgar türbinleri oluşturuyor. Kambur balinaların beş metreye kadar ulaşabilen yüzgeçlerinden ilham alan rüzgar türbini tasarımları, tıpkı bu canlıların sahip olduğu gibi pektoral adı verilen çeşitli tümseklere ve düzensizliklere sahip. Bu sayede türbinlerin hem verimliliği artıyor hem de türbinlerin dönmesiyle ortaya çıkan gürültü büyük ölçüde azaltılmış oluyor. Orman Yangınları Neden Olur, Nasıl Önlenir? Orman yangınları neden olur ve bu yangınlar nasıl önlenir? Orman yangınlarıyla mücadele için neler yapmak gerekir? Yazımızı okumak için tıklayın!İstanbul Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim Sistemleri bölümünde okuduktan sonra içerik üreticiliği konusunda çalışmalarına devam etti. Aynı dönemde OnyediBuçuk Dijital PR Ajansı’nın kuruculuğunu ve kreatif direktörlüğünü üstlendi. Uzun yıllardır freelance olarak dijital içerik üreticiliği, sosyal medya yöneticiliği ve içerik editörlüğü üzerine çalışıyor ve aynı zamanda “Boz Baykuşlar – Bize Her Yer Deplasman” isminde bir de kitabı bulunuyor. Bilim insanları biyolojik olarak parçalanabilen bir Velcro oluşturabilmek için yoğurt otu bitkisinden ilham aldı. Velcro, doğadaki bitkilerden, özellikle de pıtraklardan ilham alan cırt cırtlı bir bağlantı elemanı olarak Materials dergisinin Kasım ayında yayınlanan bir makaleye göre İtalyan Teknoloji Enstitüsündeki bilim insanları biyolojik olarak parçalanabilen bir Velcro üzerinde çalışıyor. Makaleye göre tırmanan bitkilerden esinlenilerek biyolojik olarak parçalanabilen ilk Velcro’yu üretmeyi başardılar. Bu sayede mahsul bitkilerinin sağlığını izlemeye yardımcı olacak küçük cihazlar yaptılar. Bunu ihtiyaç duyulduğunda böcek ilacı ve ilaçları dağıtmak için kullandılar. Velcro’nun Yaratıcısı George de MestralVelcro, açık hava tutkusunu icat sevgisi ile bir araya getiren George de De Mestral tarafından üretildi. Jura dağlarında İrlandalı işaretçisiyle pointer yürüyüş yaptığı sırada pıtraklar tarafından rahatsız edildi. Dulavrat otu tohumları olarak da bilinen pıtraklar dağ yürüyüşü esnasında hem kıyafetlerine hem de köpeğinin kürküne acımasız bir şekilde tohum kabuklarını çözmek oldukça zordu. De Mestral bunların nasıl oluştuğunu merak etti ve mikroskop altında inceleyebilmek için onları laboratuvara götürdü. Burada mikroskop yardımıyla dulavrat otu tohumlarını inceledi. Tohumdaki her bir çapağın dışının, kumaşın iplik halkalarına ya da köpeğinin kürküne takılan yüzlerce küçük kanca ile kaplı olduğunu fark etti. Bu durum De Mestral’in dulavrat otuna benzer bir suni bağlantı elemanı üretebilme fikrini verdi. Bu fikir, bugün spor ayakkabıdan giyime, sırt çantalarına, tansiyon manşetlerine, ceket ve saat kordonlarına kadar yaygın bir kullanım alanı Teknoloji ile Bitki Hastalıklarını İncelemek AmaçlanıyorMakalenin ortak yazarı Isabella Fiorello ve meslektaşları, hastalıkları tespit etmek için bitkileri yerinde izlemek ve bitkilere çeşitli maddeler vermek için yenilikçi yeni teknolojiler geliştirmekle ilgileniyordu. Böylece, bu tür birkaç cihaz sayesinde, onlara zarar vermeden doğrudan bitki yapraklarına takılabilecek. Kimyasal yapıştırıcılarla veya klipslerle tutturulmuş sensörler, şu an ki en iyi seçenek Ayrıca, hastalık tespiti için yapraklara nüfuz edebilen, geliştirilmekte olan mikro iğne bazlı yamalar da bulunduğu yerde yoğun, karışık hasırlar oluşturabilen yoğurt otu bitkisinden Galium aperine ilham aldı. Bu bitkiler bir buçuk metreye kadar büyüyebilirken, kendi ayakları üzerinde duramazlar ve bunun yerine destek için diğer bitkileri kullanmaları gerekiyor. Araştırmacılar, yapışkan bitkilerin, “yapraklara mekanik olarak kenetlenmek için mikroskobik kancalar kullanarak, konukçu bitkilerin üzerine tırmanmak için benzersiz bir parazitik cırt cırt benzeri sabitleme mekanizmasına” Bitkisinden Velcroİtalyan ekip, yoğurt bitkisindeki mikro kanca yapısını yakından inceledi. Ardından izomalt olarak bilinen ışığa duyarlı ve biyolojik olarak parçalanabilen malzemeler kullanıldı. Böylece yapay versiyonlar oluşturmak için yüksek çözünürlüklü bir 3D yazıcıdan faydalanıldı. Yapay üremeleri, tıpkı doğal muadilleri gibi, birçok farklı bitki türüne bağlanma konusunda oldukça yetenekli olduğunu ekibi, ilk uygulama olarak, minimum invazivlikle bir bitki kütikülüne nüfuz edebilen ve böylece bitkinin izlenmesini ve gerekirse tedavi edilmesini sağlayan bir cihaz tasarladı. İzomalt mikro kancaları, yaprakların damar sistemine yapışır ve daha sonra izomalt çözünür olduğu için içeride çözülür bir yapıda üretildi. Fiorello ve arkadaşlarının deneyleri, yapay mikro kancalarının, pestisitlerin, bakterisitlerin veya ilaçların yapraklara hedefli, kontrollü salınımı için bir sıva olarak kullanılabileceğini Alınan İlham Yenilikçi Çözümler SunuyorEkip ayrıca ışığa duyarlı reçineden yapılmış kancaları bastı ve bitkinin sağlığının kablosuz olarak izlenmesini sağlamak için akıllı klipler oluşturmak için bunları ışık, sıcaklık ve nem sensörleriyle bir araya getirdi. Klipsler ayrı yapraklara takılır ve özelleştirilmiş bilgisayar yazılımı sayesinde verileri kablosuz olarak edilen prototip rüzgârlı koşullara dayanıklı olduğunu kanıtladı. 50 güne kadar gerçek zamanlı ölçümler yapabilmesi oldukça başarılı. Cihazlar küçük ölçekli botanik uygulamalar için de kullanılabilir veya büyütülebilir bir yapıda. Örneğin, araştırmacılara göre çiftçiler, geniş ekim alanlarını daha iyi haritalamak ve izlemek için bu tür birçok cihazı ekip, mikro adımlar kullanarak yaprakların yüzeyi üzerinde hareket edebilen ve mandalina bitkisinin cırcır benzeri hareketini kopyalayabilen bir mikro robotik sistem geliştirdi. Yumuşak robotlarının yalnızca tanıtım amaçlı olmasına rağmen, “Bildiğimiz kadarıyla, bu, bir yaprak üzerinde cırcır benzeri dinamik ters çevrilebilir ankraj yapabilen, konseptten ilham alan ilk makinedir,” dedi yazarlar. Bu tür cihazların, değişen hava koşullarında yoğun bitki örtüsü arasında manevra yapmak gibi doğal ortamlarda çalışabilmesini sağlamak için birçok engelin üstesinden gelmesi robotik direktör yardımcısı ve IIT Bioinspired Soft Robotics Lab’in başkanı, Barbaro Mazzolai, “Çalışmalarımız her zaman doğayı gözlemleyerek, düşük çevresel etkiye sahip robotik teknolojiler aracılığıyla canlılar tarafından kullanılan stratejileri kopyalamaya çalışarak başlıyor. Bu son araştırma projesiyle, yalnızca gezegenimizin, özellikle de bitkilerin sağlığını izlemeyi amaçlayan değil, aynı zamanda bunu değiştirmeden yapan yenilikçi çözümler yaratmanın da mümkün olduğunu gösterdik.” dedi. avrupa ve asya'da yetişen bir bitkidir. halk arasında böbrekleri çalıştırmak ve romatizmal şikayetleri önlemede kullanılır,doğal bir kan temizleyicidir. çetrefilli ismiyle bilimum türk sinema ve dizilerinde yapılan kocakarı ilaçlarının değişmez malzemesidir. yapraklarından yapılan ilaçlar, romatizma ve nikris ağrısına, kökünden yapılan ilaçlar ise, deri iltihapları ve egzama tedavisine iyi gelir. 1940'lı yıllarda isviçreli mühendis georges de mestral'in keşfettiği velcro yani cırt cırt banda ilham veren bitki. Bu liste günlük hayatta çok sık kullandığımız eşyaların nasıl icat edildikleriyle ilgili. Çoğu çok küçük olsa da hayatlarımızı oldukça kolaylaştırıyorlar. İşte karşınızda en iyi 10 icat. İsveçli mucit George de Mestral, 1948 yılında çengelli bağlamayı keşfetmişti. Dulavrat otu tohumlarının elbiselerine ve köpeğinin tüylerine yapışıp durmasından yola çıkan Mestral bu tohumları incelemiş ve kıyafetleri birbirine tutturup tutturamayacağını araştırmaya başlamış. 1955 yılında patentini aldığı cırt cırt günümüzde çok sayıda üründe kullanılmaktadır. Fıstıklar ilk olarak İnkalar tarafından ezme haline getirildi. Fıstık ezmesinin çağdaş olarak ilk kullanımı ancak 1890’ larda gerçekleşebildi. George A. Bayle fıstık ezmesini çürük dişlerin tedavisinde protein desteği olarak satıyordu. 1893 yılında ise Dr. John Harvey Kellogg bugün bildiğimiz fıstık ezmesini üretmeye başladı. Bugünkünden tek farkı kavrulmuş fıstık yerine buharda pişen fıstık kullanılmasıydı. Amerika, fıstık ezmesiyle 1904 yılında bir fuarda tanıştı. Aynı fuarda hotdog, hamburger ve dondurma külahı da Amerika’ya tanıtıldı. 1922 yılında Joseph L. Rosefield modern fıstık ezmesini daha iyi öğüterek, hidrojene ederek ve yağın ayrılmasını engelleyen bir emülgatör olarak kullanarak günümüzdeki fıstık ezmesini oluşturdu ve tabiki patentini de aldı. İngiliz tüccar Peter Durand 1810 yılında teneke kutuyu icat edip patent altına aldığında gıdaların korunmasında büyük bir etki yarattı. 1813 yılında John Hall ve Bryan Dorkin İngiltere’de ilk teneke kutu fabrikasını kurdular. İlk kutular o kadar kalındı ki açmak için çekiç gerekiyordu. Teneke kutular inceldikçe teneke kutu açacakları da icat edildi. 1866 yılında J. Osterhoudt üzerlerinde açmak için bir aparat bulunan teneke kutuyu buldu. Böylece hayatımız oldukça kolaylaştı. “New York Süt Şirketi” toplu halde şişe süt üreten ve dağıtan bir şirkettir. Bundan önce ülkemizde de olduğu gibi sütçüler testilerle ev ev dolaşıp müşterilerine ulaşırlardı. Sütün kısa olan raf ömründen dolayı günde 4 defaya kadar dağıtım yaptıkları olurdu. Vakumlama prensibiyle çalışan ilk süpürge Chicago’da Ives W. McGaffey tarafından icat edilmiştir. İlk süpürgeler oldukça hafif ve ufaktı fakat yerleri süpürürken aynı zamanda bir çalıştırma kolunu çevirmek zorunda olduğunuz için de kullanımı oldukça zordu. İlk çıktığında 25$’a satılan Whirlwind marka süpürge zamanına göre oldukça pahalıydı. Fermuara çok benzeyen otomatik, devamlı kıyafet kapayıcı’ adlı bir düzenek 1851 yılında Elias Howe adına patentlenmişti. Howe’un düzeneğinin fermuardan farkı kayan bir düzenek yerine birbirine geçen klipslerden kurulu olmasıydı. Gerçek fermuarın icadı bu düzeneğe eklenen gelişmeler ve eklemeler sayesinde olmuştur ve ilk patent 1891 yılında alınmıştır. Günümüz modern fermuarlarının atası olan klipssiz bağlayıcı’ o zamanda da tasarım eksikliği ve kullanım zorluğu takılmaksızın kıyafetlerdeki yerini almıştı. 4 Güvenli Traş Bıçağı- Gillette Güvenli traş bıçakları bulunmadan önce çoğu erkek traş olmak için ustalık gerektiren düz ustura kullanıyordu. Marangoz rendesinden esinlenen Jean-Jacques Perret 18. yy’ın sonlarına doğru ilk güvenli traş bıçağını buldu. 1820′lerden başlamak üzere farklı firmalar kendi traş bıçaklarını üretmeye başladılar. 1901 yılında Amerikalı mucit King Camp Gillette ilk değiştirilebilir uçlu traş bıçağını keşfetti. Kurnaz bir işadamı olan Gillette, traş makinasını ucuza satıp kullan-at jiletlerini ayrı olarak satarak çok daha fazla para kazanabileceğini farketti. Gillette markası, 1903 yılında piyasaya ilk çıktığında 51 makine 168 tane de jilet satmıştı. Zaten jilet’ kelimesi de marka isminden dolayı dilimize bu şekilde yerleşmiştir. Elektrikli tost makinelerinin öncesinde dilimlenmiş ekmek metal bir düzenek üzerinde ateşe tutularak kızartılıyordu. İlk elektrikli tost makinesi 1893 yılında İngiliz bir şirket tarafından patentlendi. Elektrikli tost makinesini kullanmaya olanak veren ve yüksek ısıya dayanabilen nikrom tel teknolojisi uzun süredir kullanılıyordu. İlk patent başvurusunu ise 1909 yılında GE yapmıştı. Otomatik olarak ekmekleri döndüren tost makinesi ise 1913 yılında Copeman çifti tarafından patent altına alınmıştı. Bu icattan önceki tost makineleri ekmeğin sadece bir yanını kızartabiliyordu daha sonra diğer tarafını çevirmeniz gerekliydi. Meşrubatların tarihi doğal kaynakların etrafında bulunan sodalara kadar uzanır. Eski toplumlar doğal kaynaklarda yıkanmanın veya içmenin birçok hastalığa iyi geldiğine inanırlardı. Satışa sunulan ilk meşrubat 17. yy’da Fransa’da ortaya çıkmıştır. Bu meşrubat su, limon suyu ve baldan oluşuyordu. 1770′lerde bilim adamları doğal mineral suyunun yapaylarını üretmekte büyük ilerleme kaydetti. İngiliz Joseph Priestley, suyla karbon dioksiti biraraya getirmeyi başardı. İngiliz John Mervin Nooth ise bu buluşu geliştirdi ve bunu eczanelere satmaya başladı. Daha sonra Amerika’da satışa sunulan aromasız sodaların içine katılan kimyasallar ve otlar sayesinde meşrubatın ilk adımı da atılmış oldu. Kağıdın sarma ve koruma malzemesi olarak kullanımı kadar dayansa da ilk tuvalet kağıdının kullanımı 6 yy’da Çin’de olmuştur. Zamanında ülkeyi ziyaret eden bir Müslümanın ifadesi şöyle “Çinliler temizliklerine fazla özen göstermiyorlar. İhtiyaçlarını giderdiklerinde, kendilerini suyla yıkamak yerine kağıtla siliyorlar.” kaynak

dulavrat otu ve cırt cırt