🏸 Hz Muhammed Ile Ilgili Olaylar

Hz. Muhammed’i (s.a.v.) İnsanlardan Ayıran En Önemli Özellik Nedir? Hz. Muhammed’i (s.a.v.) insanlardan ayıran en önemli özelliği Yüce Allah’tan vahiy almasıdır. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Ne var ki bana, ilahınızın bir tek ilah olduğu vahyolunuyor”. Hz Muhammed gençlik yıllarını da toplumun güvenine lâyık olarak geçirmiş ve O’nun, bu dönemde meydana gelen bir takım olumsuz olayların içinde yer almayışı toplumun O’na olan güvenini daha da artırmıştır. Nitekim bunun so-nucu, Muhammed el-Emîn olarak tanınan genç Muhammed, 25 yaşlarında iken bu sıfatı ile de Hz. Fâtıma Hz. Muhammed'in kızlarının en küçüğüdür. Doğum tarihi konusunda ihtilaf bulunmakla birlikte, genel kabul, birincisi ağırlıklı olmak üzere 609 ve 605 yıllarında yoğunlaşmaktadır. Kaynaklarımızda onun çocukluk ve gençlik yıllarıyla ilgili bilgiler azdır. Başından geçen olaylardan birisi şöyledir: Bir gün Hz. Hz Muhammed ve Yaşam Ayşegül Osmanoğlu. Güzel ahlâkın tamamlayıcısı, hoşgörü ve sevginin vücûda gelmiş hâli olan sevgili Peygamberimiz, yaşamı ile de bunu insanlara göstermiş ve öğretmeye çalışmıştır. Hoşgörü; ama kesinlikle ayırmaksızın herkes için hoşgörü temel prensiplerinin başında gelenlerdendi. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in doğum tarihi Müslümanlar tarafından merak edilmektedir. Hz. Muhammed'in doğduğunda bazı mucize olaylar gerçekleşti. Bu mucize olaylar nelerdir? Hz. Muhammed ne zaman, nerede doğdu? HzMuhammed Haberleri. Hz Muhammed haberi sayfasında en son yaşanan hz muhammed gelişmeleri ile birlikte geçmişten bugüne CNN Türk'e eklenen hz muhammed haber başlıkları yer almaktadır. Son dakika hz muhammed haberleri de dahil olmak üzere toplam 67 haber bulunmuştur. Hz. Demekgelecek peygamber cihad ile vazifeli olacaktır. Bu durumda Hz. İsa (a.s) olamaz, zira O cihat ile vazifelendirilmemiş ve cihat etmemiş bir peygamberdir.“Kılıç sahibi” sadece, Hz. Muhammed (asv) olabilir. Zira Efendimiz (asm) ve ümmeti cihad ile vazifelidirler. Ayrıca Efendimiz (asm) asa sahibi idi; asa ile gezerdi. 15. MhH59. Peygamber Efendimiz sav'in vefatından sonra başlayan ve yaklaşık olarak 30 yıl süren Hulefa-i Raşidin döneminde İslam alemi açısından birçok önemli olay vuku bulmuştur. Bu yazımızda sizler için Hulefa-i Raşidin döneminde gerçekleşen 15 önemli olayı derledik. Giriş Tarihi 1736 Güncelleme Tarihi 1809 1 5 Hicri birinci asır Hz. Muhammed'e sav nübüvvet verilmesinden on üç yıl sonra miladi 622 yılında Mekke'den Medine'ye hicret etmesiyle başlamaktadır. Bu olay, İslam tarihi açısından bir kırılma noktası ve yeni bir dönemin başlangıcı kabul edilir. Hicretten sonraki beş yıl içerisinde Bedir 624, Uhud 625 ve Hendek 627 gibi üç büyük savaşta müşriklerle karşı karşıya gelinmiş, İslam zor şartlar altında var olma savaşı vermiştir. Peygamberimizin son günleri nasıl geçmişti? 📌 632 yılında Hz. Muhammed'in ebedi âleme göç etmesinin ardından 661 yılına kadar Dört Halife Dönemi yaşanmıştır. Bu dönemde ilk olarak Hz. Ebu Bekir 2 yıl kadar halifelik yapmıştır. 📌 Hz. Ebu Bekir bu iki yıllık süreçte, Hz. Muhammed sav'in vefatından sonra ortaya çıkarak kendinin peygamber olduğunu iddia eden ve devlete zekât vermek istemeyen kişilerle savaşmıştır. 📌 Aynı zamanda hafızların farklı olaylarda vefat etmesi ve sayılarının azalması sebebiyle dağınık haldeki sahifeleri bir araya toplayarak Kur'an'ı cem etmiştir. Bu şekilde Kur'an ilk defa iki kapak arasında bir araya getirilerek kitap halini almıştır. 📌 Hz. Ebu Bekir, aynı zamanda istişareye çok önem verir ve önemli devlet meselelerinde muhakkak diğer sahabi efendilerimizle istişare ederdi. Hz. Ebubekir'in hayatı 📌 İkinci halife Hz. Ömer on yıl boyunca halifelik yapmıştır. Adaleti ile meşhur halife Kudüs, Suriye ve Mısır gibi çok önemli toprakları İslam coğrafyasına katarak İslam Devleti sınırlarını oldukça genişletmiştir. 📌 Hz. Ömer dönemine İslam devletinin teşkilatlanma dönemi diyebiliriz. Bu dönemde devlete ait malların toplandığı ve muhafaza edildiği Beytülmal inşa edilmiştir. Burada toplanan malların harcanmasının düzenlenmesi için de Divan Teşkilatı kurulmuştur. 📌 Hz. Ömer zamanının en belirgin özelliği izlenilen fetih politikasıdır. Bu dönemde İslam ordusunun askerleri Anadolu'ya kadar ulaşmışlardır. 📌 Hz. Ömer döneminde aynı zamanda Kufe, Basra ve Fustat gibi çok önemli medeniyet merkezleri kurulmuştur. Hz. Ömer nasıl şehit edildi? 📌 Üçüncü Halife Hz. Osman on iki yıl boyunca halifelik yapmıştır ve bu dönemde Hz. Ebu Bekir zamanında oluşturulan ana Mushaf'tan hareketle Kur'an'ı Kerim çoğaltılmış ve farklı İslam başkentlerine gönderilmiştir. 📌 Hz. Osman zamanında deniz fetihleri gerçekleştirilmeye başlanmıştır. İslam'ım ilk ağır teçhizatlı deniz ordusu bu dönemde kurulmuş ve birçok deniz zaferi elde edinilmiştir. Bu zaferlerin en meşhurlarından biride Kıbrıs'ın fethidir. 📌 Hz. Osman döneminin özellikle son altı yılında birçok fitne çıkmış ve isyanlar bastırılmaya çalışılmıştır. Bu dönemin en büyük problemlerinden biri Abdullah b. Sebe ve faaliyetleridir. Hz. Osman'ın hayatı… 📌 Hicri 35. yılda Hz. Osman'ın öldürülmesinin ardından Hz. Ali halife olmuştur. Hz. Ali toplamda dört yıl halifelik yapmıştır. Ancak ne yazık ki bu dönemde ilk siyasi ve toplumsal bölünmeler baş göstermiştir. 📌 İslam âlemi hem Hz. Osman'ın katledilmesinin verdiği huzursuzluk ve fitne faaliyetleri sebebiyle Cemel ve Sıffin olayları yaşanmıştır. 📌Cemel ve Sıffin gibi Müslümanlar arasında çıkan anlaşmazlıklar dolayısıyla ciddi bir kırılma noktası yaşanmış ve toplum Şii, Emevi ve Harici olmak üzere üç gruba ayrılmıştır. 📌Hz. Ali'nin hariciler tarafından öldürülmesiyle Dört Halife Dönemi son bulmuştur. Hz. Ali ne zaman, nasıl öldü? FİKRİYAT SÜMEYYE ALI JABER Hz Muhammedin hadisleri farklı olaylar ve sorunlarla ilgili insanları aydınlatmak, yol göstermek için, Kuran'ı Kerim'de bulunan ayetleri açıklamak amacıyla Hz Muhammed'in söylediği düşünülen sözlerin bütünüdür. Bunlara sünnette denilmektedir. Bu hadisler kitap olarak, ilk kez imam Zuhri tarafından düzenlenmiştir. Bunlar Peygamberimizin sözleri, fiilleri ve takrirleridir. Hz Muhammed'e gelen vahiyler dışında, söylediği rivayet edilen sözler, olaylar karşısındaki tutumunu ve tavrın anlatmaktadır. Peygamberimizin yazmış olduğu evraklar ve mektuplarda da bunlar bulunmaktadır. Hadisler Kuran'ı Kerim'den sonra bizler için, ikinci bir kaynaktır. Bunlar sonradan yazılı hale getirilmiş olan, sözlü rivayetlerdir. Hz Muhammed'in hadisler hakkındaki sözleri nedir?Peygamberimizin, "Benden gelen sözlere Kuran' Kerim dışında hiç bir şey yazmayınız. Kur'an dışında başka bir şey yazan varsa, bunu imha etsin. Benden hadis rivayet etmenizde sakınca yoktur. Benim söylemediğimi bana isnat edenler, cehennemde kendine yer hazırlasın." söylediği rivayet edilmiştir. Kuran' Kerim'in ayetleri indirilip, karışıklık olmayacağı belli olduğunda, Hz Muhammed'in kendi söylediği hadislerin yazılabileceğini söylediği rivayet olunmuştur. Peygamberimizin sahabesi olan kişiler bunları ezberleyerek, başkalarına nakletmişlerdir. Peygamberimizin olaylar karşısındaki davranışlarını öğrenerek, başka kişilere öğretmişlerdir. Bu şekilde Peygamberimizin hadisleri kaybolmadan, günümüze kadar gelmiştir. Bunlar ayet değildir. Ayetler Allah'a ait olan sözlerdir. Hadisler ise Peygamberimize ait olan sözlerin bütünüdür. Kudsi hadisler ise manası Allah'a, sözleri Peygamberimize ait olan hadislerinden örnekler Allah insanlara acımayana, merhamet etmez. Allah’ı görüyormuş gibi ibâdet et. Zira, sen onu görmüyorsun ama, o seni görüyor. Allah’tan utanmayan, insanlardan da utanmaz. Allah-ü Taâlâ, muhakkak sûretlerinize ve mallarınıza bakmaz; fakat kalplerinize ve amellerinize nazar buyurur. Amellerin kıymeti niyetlere bağlıdır. Herkesin niyeti ne ise eline o geçer. Asıl zenginlik, mal-mülk çokluğundan değildir. Gerçek zenginlik ancak gönül zenginliğidir. Bana çektirilen eziyet, hiç bir Peygamber’e çektirilmedi. Ben, ancak ahlâkın en güzellerini tamamlamak için gönderildim. Bildiğinizi herkese öğretiniz, bilginizi yayın, kolaylaştırın, zorlamayın, müjdeleyin, nefret ettirmeyin. Birbirinizden nefret etmeyin, birbirinize düşman olmayın, birbirinizden yüz çevirmeyin, birbirinize hased etmeyin, kin gütmeyin, ey Allah kulları kardeş olun. Bir kulun îmanı, gönlü doğru olmadıkça doğru olmaz; gönlü de, dili doğru olmadıkça doğrulmaz. Bize kılıç çeken, bize karşı silah taşıyan bizden değildir. Çin’de bile olsa ilmi alınız. Dünya lezzetlerini yıkan ölümü çokça anınız. Çünkü; o geçim darlığı çekenleri feraha kavuşturur, avutur, zenginlerin de ihtiraslarını frenler. Emanete riâyet etmeyenin, îmanı yoktur; ahdine vefâ etmeyenin, dîni yoktur. Hased, ateşin odunu yemesi gibi iyilikleri yer. İçinizden hiç biriniz; kendi nefsi için sevdiğini, mü’min kardeşi için de sevmedikçe hakiki mü’min olamaz. İlmi öğrenip de başkalarına dağıtıp nakil etmeyen insan, altınları gömüp onu sarf etmeyen, ondan yedirip içirmeyen kimseye benzer. Îmanın en üstünü, yükseği; iyi ahlâk, sabır ve cömertliktir. İnananın anlayışından sakının; çünkü o, Allah nûru ile bakar, görür. İnsanlara karışıp eziyetlerine katlanan mü’min, insanlara karışmayıp eziyetlerine katlanmayan mü’minden üstündür. İnsanların en çetin belâya uğrayanları Peygamberlerdir; onlardan sonra temiz ve özü doğru kişilerdir; onlardan sonrada onlara benzeyenler ve benzeyenlere benzeyenlerdir. İnsanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olanıdır. İşler, o işlere ehil olmayanlara verilirse, kıyamet yaklaşmış demektir. Kanâat tükenmez bir hazinedir. Kızgınlık anında; hiç kimse, iki kişi arasında hakemlik yapmamalıdır. Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz; sevindiriniz, nefret ettirmeyiniz. Komşusu aç iken, kendisi tok yatan bizden değildir. Müslüman, diğer Müslümanların; elinden ve dilinden sâlim olduğu kimsedir. Müslümanlık, güzel ahlâktan ibarettir. Mütevâzı olanı Allah yüceltir, kibirli olanı Allah alçaltır. Ne mutlu o kimseye ki; ayıbı başkasının ayıplarıyla uğraşmaktan, kendisini alıkoyar. Ölüme, ölüm gelmeden hazırlanınız. Sözünde durmak, ahdini yerine getirmek îmandandır. Ya öğretici ol, ya öğrenen ol, ya dinleyen ol. Sakın dördüncü olma. Zulümle bir şey elde eden bizden değildir. Ehl-i Beyt Hakkındaki Bazı Hadis-i Şerifleri Ali, Fâtıma, Hasan ve Hüseyin’e karşı savaş içinde olanlara karşı, ben de savaş içindeyim. Allah’a and olsun ki bizi sevmeyenleri, şanı yüce Allah cehenneme dökecektir. Benim “Ehl-i Beyt’im”, kendinize ehlinizden daha sevgili olmadıkça, kesin îman sahibi olamazsınız. Ben sizin aranızda iki paha biçilmez şey bırakıyorum. İkisi de birbirinden büyüktür. Bunlardan birisi Allah’ın kelâmı Kur’ân-ı Kerîm» diğeri ise Ehl-i Beyt’im»dir. Bu ikisi Kevser havuzunun kıyısında bana ulaşıncaya kadar birbirinden ayrılmaz; bunu Rabbim’den ben diledim. Bu ikisine yapışır, sarılırsanız benden sonra ebedî olarak sapmazsınız, yol yitirmezsiniz. “Ehl-i Beyt’im”e buğz eden münâfıktır. “Ehl-i Beyt’im”e eziyet eden, Allah’a eziyet eder. “Ehl-i Beyt’im”e karşı davranışlarınızdan dolayı, Allah’ın azâbını sizlere şimdiden hatırlatmak istiyorum. “Ehl-i Beyt’im”in peşinden gidiniz, sakın onların önüne geçmeyiniz, aksi taktirde helâk olursunuz. Onlara bir şey öğretmeye de kalkışmayınız, çünkü onlar sizlerden daha bilgililerdir. Ey Fâtıma! Kıyamet gününde; Ben, sen, oğulların Hasan ve Hüseyin ile eşin Ali aynı makamda olacağız. İçinizde “Ehl-i Beyt’im”in misali, Nûh Aleyhisselâmın gemisi gibidir. Her kim gemiye binerse kurtulur ve her kim muhalefet ederse boğulup helâk olur. İslâm’ın esası beni ve “Ehl-i Beyt’im”i sevmektir. Kıyamet gününde; her kul iki şey hakkında sorulmadan Sırat köprüsünden geçemeyecek; Birincisi Ben sizinle idim, siz kiminle oldunuz?» İkincisi “Ehl-i Beyt’e” kurbiyyetiniz sevginiz, yakınlığınız ne derece?» Sizleri nimetleri ile beslediğinden Allah’ı seviniz, Allah’ı sevdiğinizden beni seviniz ve beni sevdiğinizden de “Ehl-i Beyt’im”i seviniz. Şefâatım, “Ehl-i Beyt’im”i sevenedir. Hz. Ali Hakkındaki Bazı Hadis-i Şerifleri Ali bendendir, ben de ondanım. Ali, Hak ile beraberdir. Hak da Ali ile beraberdir. Ali, her hususta Kur’ân ile beraberdir. O Kur’ân dışı bir şey söylemez ve bir iş işlemez. Kur’ân da, Ali’den asla ayrılmaz. Ali’nin dostu, benim dostumdur; Ali’nin düşmanı benim düşmanımdır. Ali’yi seven şüphe yok ki beni sevmiş olur. Beni seven Allah’ı sevmiş olur. Ali’ye düşman olan, bana düşman olur. Bana düşman olan ise, hiç şüphesiz Allah’a düşman olur. Ben ilmin şehriyim, Ali kapısıdır. Bilgi isteyen, Ali’nin kapısına gelsin. Ben ve Ali insanların yükselebilmesi için, Allah’ın gönderdiği kılavuzlarız. Ey Ali! Dünya ve âhirette sen benim kardeşimsin, vasîyimsin, vârisimsin, halîfemsin. İlminden dolayı bakmak isteyen, Ali’nin ilmine baksın, Nûh’un takvâsını isteyen, İbrahim’in hilmini isteyen, Mûsâ’nın heybetini isteyen, Îsâ’nın ibâdetini görmek isteyen, Ali İbn-i Ebû Tâlib’e baksın. Yâ Ali! Gerçek Müslüman seni sever. Senin için fena söyleyenler, ara bozuculardır. Yâ Ali! Yakında hak sende olduğu halde, sana karşı gelenlerle savaşacaksın. O gün sana yardım etmeyen, benden değildir. Zikri Ali ibâdetün. İslam Tarihi - Katıldığı Savaşlar İslam Peygamberi ömrü boyunca, barışçı yönü, güvenilir kişiliği ve karakteri ile ön plana çıkmıştır. Ancak peygamberliğini ilan ettikten sonra kendine inanalarla birlikte çoğu zaman çatışmalardan kaçmışsada bazı savaşların içinde bulunmuştur. savaşı her zaman en son çare olarak görmüş ve İslamiyeti yaymak için Allah yolunda Gaza etmiştir. Bazı zamanlarda ise kendilerine saldıran, müşriklere karşı kendilerini savunmuşlardır. yaşamı boyunca savaşları en son çare olarak söylemiş barışı hedeflemiştir. Bizde sizler için katıldığı savaşları derledik. ömrü boyunca 9 savaşa katılmıştır. Bu savaşları kısa kısa incelemeye başlayalım BEDİR SAVAŞI 624 Müslümanlar hicretten sonra Mekke'de bıraktıkları malların karşılığını almak için, Mekke'lilerin bir ticaret kervanını ele geçirdiler. Hicretin 2. senesinde meydana gelen bu savaş Müslümanların zaferiyle sonuçlandı. Kendinden sayıca fazla bir orduyu yenmeyi başaran müslümanların kendilerine olan güvenleri arttı. Müslümanlar bu zaferle ilk askeri başarılarına imza attılar ve Şam Ticaret yolu ellerine geçti. UHUD SAVAŞI 625 Bedir savaşında mağlup olan Mekke'liler intikam ve itibar için Müslümanlara saldırdılar. Medine şehrine doğru hareket eden yaklaşık kişilik Mekkelilerin ordusu ile 1000 kişilik Müslüman ordusu Uhud dağı eteklerinde karşı karşıya gelmiştir. Müslümanlar savaşa üstün başlamış ve Mekkeliler savaşın ortasında kaçmaya tüm uyarılarına rağmen bulundukları tepeyi savaş kazanıldı zannedip terk eden okçu birliği, Halid bin Velid'in keskin manevrası nedeniyle bozguna uğramıştır ve savaş Müslümanlarım mağlubiyeti ile sonuçlanmıştır. Bu hadise Okçular Tepesi olarak adlandırılır ve Peygamber sözünü dinlemenin ne kadar önemli olduğunu gösterir. Savaşı kazanan Mekkeliler ise istediği sonucu elde edememiştir. HENDEK SAVAŞI 627 Uhud savaşı sonrası Müslümanlar Medine şehrinden yahudileri çıkartmıştır. Bu nednle yahudiler sürekli mekkelileri kışkırtarak Müslümanlar ile savaştırmak ve Müslümanları zayıflatmak istiyorlardı. asker ile Medine'yi kuşatmaya gelen Mekke'lilere karşı Müslüman Medine şehrini savundu. Savaş adını şehrin etrafına kazılan hendeklerden almıştır. Şehir etrafına hendek kazma fikri İranlı bir Müslüman olan Salm an-ı Farisi tarafından söylenmiştir. Müslümanların zaferi ile sonuçlanan bu muharebeden sonra Mekkeliler birdaha saldırıya geçmemiş hem savunma pozisyonunda kalmıştır. Müslümanlar ise saldırıya geçmiştir. Medine civarındaki birçok Arap kabilesi Müslüman olmuştur. HEYBER'İN FETHİ 629 Heyber de yahudiler yaşıyordu ve Müslümanlarına aleyhine bir çok şey yapıyorlardı. Yahudiler'in kışkırtmalarından rahatsız olan Müslümanlar Heyber kalesinin fethine karar verdiler ve Heyber'i Yahudi'lerden almayı başardılar. Böylelikle Müslümanlar Şam ticaret yolunun da gücenliğini sağladılar. MUTE SAVAŞI 629 yabancı devletlere elçi gönderme kararı almıştır. Busra valisi kendine gönderilen elçiyi öldürmesi üzerine Bizans ile Müslümanlar arasında savaş çıkmıştır. Kendinden çok kalabalık olan Bizans ordusuna karşı Müslümanlar sonuç alamamıştır. Savaşta tarafların güçlerinin ne kadar olduğu tam olarak bilinmemektedir MEKKE'NİN FETHİ 630 Mekke'liler Hudeybiye antlaşmasını bozdular ve Müslümanlar Mekke'yi fethetme kararı aldılar. Mekke şehri kolay bir şekilde teslim oldu. Mekke'nin fethi ile Arap yarım adası Müslümanlar'ın kontrolüne geçti. HUNEYN SAVAŞI 631 Mekke'nin Fethi üzerine Müslümanlığı benimsemeyen Arap kabileleri Mekke dışında Taif şehrinde birleştiler. Müslümanların zaferi ile sonuçlanan bu savaş sonunda Taif şehri Müslümanlar tarafından kuşatıldı ancak şehir alınamadı. Bir süre sonra Taif şehri İslamiyet'i kabul ederek şehri kendileri verdiler. TEBÜK SEFERİ 631 Müslümanlar Bizanslı Heraklius'un Müslümanlar ile savaşmak için hareket geçtiği haberini aldılar ve kişilik ordusuyla Tebük'e sefer düzenledi fakat haber asılsız çıkdığı için geri Mekke'ye döndüler. Not Bu olay birde şu şekilde anlatılır ; Mute savaşının nedeni olan elçisinin öldürülmesi bu sefere yol açmıştır. Doğu Roma İmparatoru Heraklius'un bölgede güçlenen Müslüman'ları yok etmek istemesi üzerine Tebük'e sefer düzenledi ancak Bizans ordusu geri çekildi ve savaş netice vermeden sonlandı. Tebük seferi son seferidir. 1- İki Meleğin Haline GülüyorumBir gün Resulullah gülümseyerek göğe bakıyordu, bir adam Hazretin gülmesinin sebebini sorunca, Resulullah şöyle buyurdular “Evet göğe bakıyordum, iki meleğin hali beni güldürdü, onlar kendi yerinde ibadetle meşgul olan mümin bir kulun gece gündüz yaptığı ibadetlerinin mükafatını yazmaları için yeryüzüne indiler, fakat onu, hasta olduğundan dolayı ibadetgahında bulamayınca, göğe çıkıp, Hak Teala’ya şöyle arz ettiler “Ey Rabbimiz! Biz o mümin kulun ibadetini yazmak için her zamanki gibi onun ibadetgahına gittik, fakat onu orada bulamadık, hastalık yatağına düşmüştü.”Allah Teala, o meleklere cevabında şöyle buyurdu “O mümin kul, hastalık yatağında olduğu sürece, her gün ibadetgahında olduğu zaman ona yazdığınız her günün sevabı miktarınca ona sevap yazın. Hastalık yatağında olduğu müddetçe onun hayır amellerinin mükafatı bana aittir; onun mükafatını ben vereceğim.”2- Sıraya Riayet EdinHz. Ali şöyle buyuruyor “Bir gün Hz. Resulullah ayaklarının üzerine yorgan örtmüş ve istirahata çekilmişti. Bu arada Hasan su istedi. Resullullah hemen yerinden fırladı ve devemizden bir kaba biraz süt sağıp onu Hasan’a verdi. Bunu gören Hüseyin yerinden fırlayıp sütü almak istedi. Ama Resulullah ona mani olup sütü Hasan’a verdi. Bu arada durumu seyretmekte olan Fatıma “Ya Resulullah! Güya Hasan’ı daha çok seviyorsun” dedi. Resulullah cevaben buyurdular ki “Hayır öyle değildir. Benim Hasan’ı savunmamın sebebi, öncelik onun hakkı olduğu içindir. Çünkü O, daha önce su istemişti, sırayı riayet etmek gerekir. Yoksa kıyamet günü ben, sen, bu ikisi ve şu yerde yatan Ali hepimiz bir mekanda olacağız” Rahmet Etmeyene RahmolunmazEbu Hureyre dedi ki Resulullah huzurunda bulunuyorduk. Bu arada Hazret durmadan henüz küçük yaşta olan Hasan ve Hüseyin’i öpüyordu. Hazret’in bu hareketini gören Uyeyne “Ya Resulullah benim on çocuğum vardır. Ben şimdiye kadar onların hiçbirini asla öpmemişim” dedi. Hazret bu sözü duyunca çok sinirlendi, öyle ki çehresinin rengi değişti ve “ Kim rahmetmezse, ona rahmolunmaz; eğer Allah rahmeti kalbinden almışsa, benim sana yapacak bir şeyim yoktur; kim, küçüklerimize rahmetmez, büyüklerimizi de saymazsa, o bizden değildir” Resulullah AğlamasıResulullah Ümmi Seleme’nin evinde bulunduğu bir gece yarısı uykudan kalkıp evin karanlık bir köşesinde dua ve ağlamakla Allah’a yalvarıp yakarmakla meşgul oldu. Ümmi Seleme, Resulullah yatağında görmeyince, kalkıp onu aramaya koyuldu. Bir de baktı ki Resulullah evin karanlık bir köşesinde durup ellerini göğe kaldırmış, ağlayarak Allah’a şöyle yalvarıp yakarıyor“Allah’ım! Bağışladığın nimetleri benden esirgeme. Beni, düşmanların gülüş vesilesi kılma, kıskançları bana musallat Beni kurtardığın kötülük ve çirkinliklere geri Beni hiçbir zaman ve hiçbir an kendi başıma bırakma; kendin beni her şeyden ve her afetten koru.”Ümmi Seleme Resulullah bu durumunu görünce, ağlayarak kendi yerine döner. Resulullah Ümmi Seleme’nin ağlama sesini duyunca, ona doğru gidip ağlamasının sebebini Seleme“Ya Resulullah! Senin ağlaman beni ağlattı. Sen neden ağlıyorsun? Siz Allah katında olan onca büyük makam ve yakınlığınıza ve Allah’ın geçmiş ve gelecek bütün kusurlarınızı affetmesine rağmen Allah’tan böyle korkuyor, sizi düşmanların gülüş vesilesi kılmamasını, kurtardığı kötülük ve çirkinliklere geri çevirmemesini, bir an bile kendi başınıza bırakmamasını istiyorsunuz, o halde vay bizim halimize!” ona cevabında“Nasıl korkmayayım, nasıl ağlamayayım, nasıl kendi akıbetimden endişelenmeyeyim, nasıl kendi makam ve mevkime güveneyim! Oysa ki Allah Teala, Hz. Yunus’u bir an kendi haline bıraktı ve onun başına, gelmemesi gereken şeyler geldi!” Allah Beni Zulmetmek İçin GöndermemiştirEmir-ül Müminin Hz. Ali şöyle buyurmuştur "Bir Yahudi'nin Resulullah bir kaç dinar alacağı vardı, Hazret'ten o parayı istedi. Resulullah "Ey Yahudi! Şimdi yanımda sana verecek bir param yoktur." buyurdu. Yahudi "Ey Muhammed! Paramı vermedikçe senden ayrılmayacağım!" dedi. Resulullah cevaben "Bu durumda ben de seninle birlikte otururum!" onunla birlikte oturdu; öyle ki öğle, ikindi, akşam, yatsı ve sabah namazlarını da orada kıldı. Resulullah ashabı o Yahudi'yi tehdit etmeye başladılar. Resulullah onlara bakıp şöyle buyurdu "Onunla ne işiniz vardır?" Ashap "Ey Resulullah! Bu Yahudi seni hapsetmiştir!" Resulullah onların cevabında "Allah Teala beni, bir zimmi veya başka birisine zulüm yapmak için mebus etmemiştir." yükseldiğinde o Yahudi adam şöyle dedi "Allah'tan başka bir ilah olmadığına ve Muhammed'in de O'nun kulu ve elçisi olduğuna şehadet ediyorum; malımın bir şatrı yarısı Allah yolu içindir. Allah'a andolsun ki, sana karşı böyle davranmam, sırf senin Tevrat'taki vasfını sende görmem içindi. Ben senin Tevrat'taki vasfını okumuştum. Onda şöyle yazılmıştı "Abdullah oğlu Muhammed Mekke'de dünyaya gelecektir, Teybe'ye Medine'ye hicret edecektir, sert ve katı kalpli değildir, sövüş etmez ve çirkin söz ağzına almaz." Ben Allah'tan başka bir ilahın olmadığına, senin de O'nun elçisi olduğuna şehadet ediyorum. Bu benim malımdır, Allah nerede emretmişse, onu orada harca."6- Âmanın Yanında Hicabı Korumak!Ümmi Seleme şöyle diyorPeygamber huzurunda idik. Meymune isminde olan hanımlarından birisi de orada idi. Bu esnada âma kör olan İbn-i Ümmi Mektum Resulullah’ın huzuruna geldi. Resulullah bana ve Meymune’ye “İbn-i Ümmî Mektum’un karşısında hicabınızı kendinizi koruyun.” buyurdu.“Ya Resulullah! O âma değil midir, hicaplı olmamızın ne anlamı vardır?” dediğimizde de şöyle buyurdular“Siz de mi körsünüz? Siz onu görmüyor musunuz?”7- Kötü Ahlak Kabir Azabına Sebep Olurİmam Sadık şöyle buyuruyor“Sa’d bin Muaz’ın ölüm haberini Resulullah verdiklerinde, Hazret kalkıp ashabıyla birlikte onun evine gittiler. Resulullah’ın emri ile Sa’d’a gusül verdiler. Gusül işlemi bitinceye kadar Hazret kapı önünde ayakta bekledi. Gusül, henut ve kefenleme işleminden sonra onu bir tabuta bırakıp defnetmek için kabristana teşyi ederken Hz. Resulullah ayak yalın ve abasız olarak hareket ediyordu, kabrin yakınına ulaşana dek bazen tabutun sağ bazen de sol tarafını tutuyordu. Hz. Resulullah bizzat kendisi kabrin içine girip cenazeyi kabre bıraktı; taş, tuğla ve diğer şeylerin getirilmesini emretti. Bizzat kendisi iyice cenazenin üzerini kapatıyor ve “Ben onun yakında çürüyeceğini biliyorum; ama Allah, kulu bir iş yaptığında onu sağlam yapmasını sever” buyuruyordu. Daha sonra mübarek elleriyle onun üzerine toprak döküp, güzelce mezarını esnada Sa’d’ın annesi kabrin kenarına gelerek “Ey Sa’d ! Cennet sana kutlu olsun” Resulullah bu sözü ondan duyar duymaz şöyle buyurdular ki “Ey Sa’d’ın annesi! Sus! Allah’tan taraf bu kadar kesin ve yakin ile konuşma. Şimdi Sa’d kabir azabına duçar olmuştur ve bundan dolayı eziyet görmektedir.”Daha sonra Hazret orada bulunanlarla birlikte mezarlığı terkedip, geri döndüler. Bu arada halk Hazret’e “Ya Resulullah ! Sa’d için yaptığın işleri, şimdiye kadar hiç kimseye yaptığını görmedik. Ayak yalın, abasız onun cenazesini teşyi ettiniz; tabutun bazen sağ bazen de sol tarafından tutuyordunuz !” Resulullah onlara“Melekler de abasız ve ayakkabısız idiler; ben de onlara uydum” cevabını verdi. Halk “Bazen tabutun sağından, bazen de solundan tutuyordunuz” dediler. Hazret “Elim Cebrail’in elinde olduğundan dolayı o tabutun neresinden tutuyorduysa, ben de o tarafından tutuyordum” bu sözleri duyunca“Ya Resulullah ! Sa’d’ın cenazesine gusül verilmesini emrettiniz, bizzat kendiniz ona namaz kıldınız, mübarek ellerinizle onu kabre bıraktınız, kabri kendi elinizle düzelttiniz, bütün bunlara rağmen, yine de “Kabir Sa’d’ı sıktı” Resulullah cevaben “Evet, kabir azabına duçar oldu. Çünkü o, evinde kötü ahlaklı idi, kabir azabı bundan dolayı idi” Bereketli On iki DirhemHz. Ali Hz. Peygamber-i Ekrem tarafından bir gömlek almak için pazara gitmekle görevlendirilir. Hz. Ali pazara gidip on iki dirheme bir gömlek alarak eve döner. Bu arada Hz. Resulullah ile Hz. Ali arasında şöyle bir diyalog geçerHz. Resulullah “Bu gömleği kaça aldın?”Hz. Ali “On iki dirheme.”Hz. Resulullah “Bu gömleği pek sevmedim, bundan daha ucuzunu istiyorum. Acaba satıcı bunu geri almaya hazır olur mu?”Hz. Ali diyor; bunun üzerine, gömleği alıp çarşıya döndüm, Hz. Peygamber’in isteğini satıcıya ilettim, satıcı da kabul etti. Parayı alıp Hz. Peygamber yanına döndüm. Bir gömlek almak için Hz. Resulullah ile birlikte pazara doğru hareket ettik. Yolun yarısında Hz. Resulullah gözü, ağlayan bir cariyeye ilişti. Hz. Resulullah onun yanına gidip “Neden ağlıyorsun?” diye sordu. Cariye “Ev sahibi bana dört dirhem verdi, bir şeyler almak için beni çarşıya gönderdi. Fakat ben parayı nasıl kaybettiğimi bilemiyorum, şimdi eve dönmekten korkuyorum” Resulullah on iki dirhemden dört dirhemi cariyeye verdi ve “İstediğin şeyleri al ve eve dön” Resulullah da Allah’a şükredip pazara doğru hareket etti; pazardan dört dirheme bir gömlek alıp giydi, Allah’a hamdederek eve doğru yola koyuldu. Bu arada yol üzerinde bir çıplağı görünce, gömleğini çıkarıp ona verdi ve tekrar çarşıya geri döndü, geriye kalan dört dirheme bir gömlek alıp giydi ve eve doğru hareket etti. Yolun yarısında yine aynı cariyeyi üzüntülü ve şaşkın bir halde gördü. Bunun üzerine “Neden evinize gitmedin?” diye “Ya Resulullah ! Gecikmişim, beni dövmelerinden korkuyorum” “Gel birlikte gidelim, evinizi bana göster ben suçundan geçmeleri için aracı olurum” Resulullah o cariye ile birlikte yola koyuldu. Evlerine yetiştiklerinde cariye “İşte bu bizim evdir” Resulullah kapının arkasından yüksek bir sesle “Ey ev sahibi! Selam’un- aleykum” diye seslendi; ama bir cevap gelmedi. Hazret ikinci kez selam verdi, yine bir cevap duyulmadı. Üçüncü kez bir daha selam verdiğinde, “Aleyke’s- selam ya Resulellah ve rahmetullahi ve berekatuh” diye cevap Resulullah “Neden ilk ve ikinci defada cevap vermediniz? Acaba benim sesimi duymadınız mı?” Sahibi “Hayır, ilk defasında duyduk, senin olduğunu bile anladık” Resulullah “ Öyleyse neden geç cevap verdiniz?”Ev sahibi “Senin sesini bir kaç defa duymak istedik.”Hz. Resulullah “Sizin bu cariyeniz gecikmiştir, onu muahaza etmemeniz cezalandırmamanız için size rica etmekten ötürü buraya geldim.”Ev sahibi “Ya Resulullah! Sizin mübarek ayağınızın hürmetine bu cariye artık şimdiden azattır hürdür.”Daha sonra Hz. Resulullah kendi kendisine “Allah’a şükür, ne de bereketli on iki dirhemdi! İki çıplağı örttü, bir köleyi de azat etti” Ya Resulullah! Bana Tavsiye Et!Hz. Ali şöyle diyorBir şahıs Resulullah huzuruna gelerek Hazret’in kendisine tavsiye etmesini istedi. Hz. Resulullah ona şöyle tavsiye ettiler“Benim sana tavsiyem şudur ki; parçalansan, ateşe atılıp yakılsan bile, Allah’a şirk ve babana eziyet etme; eğer dünyadan göçmeni bile emretseler öyle fazla kalan malını dini kardeşinin ihtiyarına kardeşinle karşılaştığında açık yüzlü ihanet her Müslüman’a selam İslam’a davet ki, her sorunu çözmenin sıkıntısı olanın sıkıntısını gidermenin, Hz. Yakub’un oğullarından bir köleyi azat etmek kadar sevabı ki, şarap ve her sarhoş edici şey de haramdır.”10- Yetimler İçin AğlamakUhud savaşında İslam savaşçılarından çoğu şahadete erişti, Hz. Hamza da o savaşta şehit düştü, hatta Hz. Peygamber şehit olduğu bile şayi sona erdikten sonra, Medine kadınları Uhud’a doğru hareket edip Peygamber istikbaline koştular; herkes kendi şehitlerini bırakıp Hz. Peygamber’i sorup arada Cehş’in kızı Zeynep Hz. Peygamber ile karşılaştı ve aralarında şöyle bir diyalog geçtiHz. Peygamber- “Sabırlı ve tahammülü ol!”Zeynep- “Ne için?”Hz. Peygamber- “Kardeşin Abdullah’ın şahadetinden dolayı.”Zeynep- “Şahadet onun için kutlu ve mübarek olsun!”Hz. Peygamber- “Sabret!”Zeynep- “Ne için?”Hz. Peygamber- “Dayın Hamza’nın şahadetinden dolayı.”Zeynep- “Bizim hepimiz Allah’tanız ve hepimiz O’na döneceğiz, şahadet makamı ona mübarek olsun!”Hz. Resulullah biraz durduktan sonra Zeyneb’e dönerek şöyle buyurdu- “Sabırlı ol!”Zeynep – “Şimdi ne için?”Hz. Resulullah - “Eşin Mus’ab bin Umeyr’in şahadetinden dolayı.”Zeynep bu sözü duyunca, can yakıcı bir şekilde yüksek bir sesle ağlayıp sızlamaya başladı. Bunu gören Hz. Resulullah “Hiçbir kimse, kocanın karısının kalbinde olan yerini alamaz” arada Zeynep; “Neden kocan için böyle ağlıyorsun?” diyenlere şu cevabı verirdi “Ağlamam kocam için değildir. Çünkü o Peygamber yanında şahadet makamına erişmiştir. Beni ağlatan çocuklarımın öksüz kalışıdır.”11- Dostlarla MüdaraEbu Hureyre şöyle diyorHz. Resulullah bir gün oturdukları halde birden dişleri görülür bir şekilde güldüler. Gülmesinin sebebini sorduğumuzda şöyle buyurdular“Ümmetimden iki kişi gelip Allah Teala’nın huzurunda duracaklar; onlardan biri diyecek ki “Allah’ım! benim hakkımı ondan al!” Allah Teala buyuracak ki “Kardeşinin hakkını ver!” Borçlu adam arz edecek ki “Allah’ım! Benim iyi amellerimden bir şey kalmamıştır ona verecek dünyevi bir malım da yoktur.” Hak sahibi de diyecek ki “Ey Rabbim! Öyleyse benim günahlarımdan yüklensin!”Sonra Hz. Resulullah mübarek gözlerinden yaşlar boşanarak şöyle buyurdular“O gün kıyamet günü öyle bir gündür ki insanlar, günahlarının başka bir kimseye yüklenmesine ihtiyaç duyarlar. Allah Teala hakkını isteyen kimseye şöyle buyurur “Gözlerini çevir, cennete doğru bir bak, ne görüyorsun?” O zaman başını kaldırıp güzel nimetleri görünce hayretle “Allah’ım! Bunlar kimin içindir?” Teala- “O hakkın değerini bana veren kimse içindir.”Hak sahibi – “O hakkın değerini kim sana ödeyebilir?”Allah Teala - “Sen.”Hak sahibi – “Ben nasıl ödeyebilirim?”Allah Teala - “Ondan geçmenle hakkını bağışlamanla.”Hak sahibi – “Allah’ım! Ondan geçtim.”Daha sonra Allah Teala buyuracak ki “Dini kardeşinin elini tut, birlikte cennete gidin !”Bu esnada Resulullah buyurdular ki “Takvalı olun, birbirinizin arasını bulun!”12- Çaba Veya Zengin Olmak YoluAshaptan birinin durumu çok bozulmuştu. Bu arada karısı ona “Resulullah yanına varıp bir şey istesen” dedi. Bunun üzerine o adam bir şey istemek için Hz. Peygamber’in yanına gitti. Hazret’in yanına vardığında Hz. Resulullah onu görür görmez şöyle buyurdular“Kim bizden bir şey isterse veririz, kim de ihtiyaçsız olmaya çalışırsa, Allah onu ihtiyaçsız kılar.”Adamcağız Hz. Resulullah bu sözünü duyunca, kendisinden başkasının kastedilmediğini anlar ve bir şey istemeden huzurlarından ayrılır; evine gelip durumu karısına anlatır; ama ihtiyaç onu zorlar ve ikinci kez Hz. Resulullah’ın huzuruna varır; fakat Hazret’in yine aynı şeyi buyurduğunu görür ve bu olay üç defa üzerine komşusundan bir balta emanet alıp çöle çıkar, bir miktar odun toplayıp pazara getirir ve odunlarını bir buçuk kilo arpaya satar; elde ettiği arpayı ekmek yaparak ailesiyle birlikte yerler. Ertesi sabah daha fazla odun getirir ve yılmadan bu işine devam eder; ilk önce bir balta satın alır; daha sonra elde ettiği kazançtan iki genç deve ve bir köle alır; böylece durumu düzelip zenginleşir. Daha sonra Hz. Resulullah’ın yanına giderek başından geçen macerayı Hazret’e anlatır. Hz. Resulullah onun sözünü dinledikten sonra ona“Demedim mi kim, bizden bir şey isterse ona veririz, kim de ihtiyaçsız olmaya çalışırsa, Allah onu ihtiyaçsız kılar?!” buyururlar.

hz muhammed ile ilgili olaylar