🥋 Dolorex Hamileliğe Zarar Verir Mi
Hamilelerde en çok eksikliği görülen vitaminler A, D, E, K, B6, B12 vitaminleri ve folik asittir. Bu vitaminlerin her birinin vücutta farklı işlevleri bulunur ve eksiklikleri söz konusu olduğunda bu işlevlerini yerine getiremeyerek sizin ve çocuğunuzun sağlığını olumsuz etkileyebilirler.
kÜrtaj yasal mi? Ülkemizde kürtaj sınırı yasal olarak 10 haftayla sınırlıdır. 10 hafta öncesinde evli çiftlerin onayı, evli değilse kişinin kendi onayı yeterlidir.
Kadın için 20 li yaşlardan itibaren, hatta 25-30 arası diyebiliriz. Zaman ilerledikçe, yaşa bağlı olarak hem gebe kalma olasılığı azalır, hem de gebelikte birtakım sorunlar (tansiyon, şeker, düşükler vs..) daha sık izlenir. İleri yaşlarda hamilelik ve doğum eylemi kadın için zorlaşır ve sorun çıkma oranları artar.
Sigara ve alkol tüketimi hamileliğe zarar verir mi? #Hamilelikte Sağlık #Hamilelikte Sağlıklı Beslenme #Hamilelikte Sigara Ve Alkol Tüketimi Ekim 02, 2018 15:57
Yeadon bu durumun, virüse karşı olan antikorların, gelişim durumundaki bir hamileliğe saldırmasına neden olabileceği varsayımında bulundu. Kimi uzmanlar bu kestirimin, Covid aşılarının doğurganlığa ziyan verebileceğine dair inancın kaynağı olduğuna inanıyor.
Penissinirlerine zarar verir mi? Bu gibi maddeler penis sinirlerine zarar vermez. Sadece bazı kimselerde alerjik reaksiyonlara neden olabilir.
Dolorex sıklıkla tercih edilen bir ağrı kesicidir. Bu nedenle de yan etkileri oldukça merak edilmektedir. Bizler sizin için Dolorex’i yakından inceledik. Dolorex’in en yaygın görülen yan etkileri şunlardır: Mide Rahatsızlıkları. Kabızlık, ishal. Gaz şikâyetleri. Baş ağrısı ve baş dönmesi. Sersemlik.
S73WMP. Lazer epilasyon işlemi anne karnındaki bir bebeğe zarar Hamile bir kadın lazer yaptırabilir mi?2 Hamilelere neden lazer yapılmaz?3 Lazer epilasyon hamile kalmayı engeller mi?4 Lazer epilasyon yumurtalıklara zarar verir mi?5 Dogumdan kaç ay sonra lazer yapılır?6 Buz lazer hamileyken yapılır mı?7 Hamileler buz lazer yaptırabilir mi?8 Hamilelikte evde lazer epilasyon yapılır mı?Hamile bir kadın lazer yaptırabilir mi?Hamilelik döneminin son 3 ayı karın oldukça hassaslaşır ve bu dönemde karına kesinlikle bir işlemde bulunulmaz. Anne adaylarının son 3 aylık dönem dışında lazer yaptırmasının bebeğe ve hamileliğe bir zararı neden lazer yapılmaz?Bu durum, hamilelik sırasında ya da hamilelikten önce yapılan lazer epilasyon işleminin etkilerinin azalmasına ya da tamamen ortadan kalkmasına sebep olabilir. Bu yüzden uzmanlar genellikle hamilelikte ya da planlanan bir hamilelik öncesinde lazer epilasyon yapılmasını tavsiye epilasyon hamile kalmayı engeller mi?Nerede, kimin tarafından ve hangi cihazla işleminizi yaptıracağınıza emin olduktan sonra lazer epilasyon gebeliğe engel mi sorusu hakkında endişe duymanıza gerek yoktur. Lazer epilasyonun gebelik üzerinde olumsuz etkilerinin olduğunu gösteren herhangi bir bilimsel araştırma ve örnek vaka epilasyon yumurtalıklara zarar verir mi?Lazer epilasyonda kullanılan ışınlar cildin 1 mm altına kadar ulaşabildiği ve hedeflenen de bu olduğu için kişinin yumurtalıklarına herhangi bir zararı yoktur. Genital bölge epilasyonunda ise ışınlar kasık üçgeninin dışına taşmaz ve yumurtalıklara kadar ulaşmadığı için zararı da kaç ay sonra lazer yapılır?Bu nedenle de doğumdan sonra belli bir süre vücudumuzdaki hormanların yatışması ve kılların eski yapılarına dönmesi için beklenmesi gereklidir. Ancak bir uzman kontrolünde emzirme döneminin 6. ayından sonra lazer epilasyon yaptırmanız, sizin için daha doğru lazer hamileyken yapılır mı?Sizler için son teknoloji olarak sunduğumuz Buz Lazer teknolojisi dahil maalesef gebelik döneminde lazer epilasyon yapılamıyor. Hamilelik öncesi başlanılan lazer epilasyon durumlarında ise, kişi hamile olduğunu öğrendiği an durdurmalı ve sonrasında devam buz lazer yaptırabilir mi?Merhaba, Gebelik döneminde yapılacak buz lazer epilasyon uygulamasının literatürde hiç bir zararı gözükmemektedir. Bu riskin dışında epilasyon etkinliğinin düşük olmasından dolayı işlem yaptırılması önerilmemektedir. Bu tarz uygulamaları yaptırmadan önce doktorunuza danışmanız tavsiye evde lazer epilasyon yapılır mı?Banu Çiftçi'nin açıklamalarına göre, hamilelikte lazer epilasyon uygulamasının bebek açısından bilinen bir sakıncası yoktur. Lazerde kullanılan enerji ışık enerjisi olduğundan ve radyasyon içermediğinden dolayı doku yayılımı görülmez.
Hamilelik dönemi ilaç kullanımı için uygun bir dönem değildir. Bu nedenle hamilelik döneminde mecbur kalınmadığı takdirde ilaç kullanılmamalıdır. Kullanılan ilaçlar mutlaka doktor bilgisi dahilinde ve doktorun önerdiği dozlarda alınmalıdır. Anne adayının kullandığı ilaçlar plasenta yolu ile direkt bebeğe geçebileceğinden bebeğin gelişimi açısından riskli olabilir. Özellikle gebeliğin ilk üç ayı bebeğin organ gelişim zamanı olduğu için ilk üç aylık dönemde ilaç kullanımından kaçınılmalıdır. Farenjit ve ses kısıklığı İyi bir ses oluşumu için akciğerlerin, ses tellerinin, ağız ve burun boşluklarının sağlıklı olması ve koordineli çalışabilmesi gerekmektedir. Bu yüzden ses kısıklığı bu belirttiğimiz bölgelerin herhangi birindeki rahatsızlıklara bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir. Akciğerlerdeki kitleler, kronik akciğer hastalıkları, verem, ses tellerindeki kitleler, ses teli felçleri, ses teli iltihapları, burun tıkanıklığına yol açan kitleler, sinüzit ve nezle gibi iltihaplı durumlar ve faranjitler yutak iltihabı ses kısıklığına sebep olabilirler. Faranjitler akut ve kronik olarak ayrı hastalıklar olduklarından öncelikle hastalığın hangi faranjit grubundan olduğu anlaşılmaya çalışılmalıdır. Nedenlerine göre farenjit tedavisi KAPSAMLI Farenjite neden olan viral enfeksiyonlar Farenjitin en sık nedenleridir ve bakteriyel farenjite çok benzerler. Mukozal ödem ve eritem mevcuttur ancak mukopürülan akıntı primer veya sekonder bakteriyel enfeksiyonları düşündürür. Klinik olarak endikeyse viral titreler veya viral kültürler yapılabilir. Ancak bunlar gereksizdir ve pahalıdır. Tedavi sıklıkla olarak ele alındığında faranjit, grip, sinüzit, larenjit gibi enfeksiyon hastalıkları üst solunum yolları ile alakalı olarak gelişir. Üst solunum yolu enfeksiyonları virüsler nedeni ile ortaya çıkar ve akla gelen ilk rahatsızlıklar grip ve soğuk algınlığıdır. Grip ve soğuk algınlığına genellikle faranjitte eşlik eder. Özellikle sonbahar ve kış gibi soğuk havalarda bu rahatsızlığa yol açan virüslerin görülme sıklığı daha fazladır. Özellikle kapalı alanlar, kreşler, okullar, kışlalar ve kapalı iş yerlerinde uzun süre kalınması, bu tür yerlerin yetersiz havalandırılması, vücudun soğuğa karşı direncinin düşmesi, hava kirliliği, sigara dumanı, gerektiği kadar beslenememe, kimyasal maddelere maruz kalma gibi nedenler üst solunum yolları dolayısı ile faranjit rahatsızlığının artmasına yol açar. Normal şartlarda bile çok can sıkıcı ve rahatsızlık verici bu hastalık gebelik döneminde daha fazla sıkıntıya neden olur. Çünkü gebelik dönemi bağışıklık sisteminin zayıfladığı ve vücut direncinin azaldığı bir dönemdir. Anne adayının bu dönemde normal dönemlerden daha fazla hastalığa yakalanma olasılığı vardır. Bu nedenle anne adaylarının daha dikkatli olması gerekir. Hamilelik dönemi ilaç kullanımı için uygun bir dönem değildir. Bu nedenle hamilelik döneminde mecbur kalınmadığı takdirde ilaç kullanılmamalıdır. Kullanılan ilaçlar mutlaka doktor bilgisi dahilinde ve doktorun önerdiği dozlarda alınmalıdır. Anne adayının kullandığı ilaçlar plasenta yolu ile direkt bebeğe geçebileceğinden bebeğin gelişimi açısından riskli olabilir. Özellikle gebeliğin ilk üç ayı bebeğin organ gelişim zamanı olduğu için ilk üç aylık dönemde ilaç kullanımından kaçınılmalıdır. Hamilelikte Faranjit Tedavisi Nasıl Yapılır? Hamilelik döneminde faranjit tedavisi için seçilen yöntemlerde dikkatli olunması gerekir. Bu dönemde ortaya çıkan faranjit için doktor herhangi bir tıbbi müdahale de bulunmamış ise evde hazırlanabilecek bitkisel kürler ile sorun kontrol altına alınabilir. Peki, bu bitkisel kürler nelerdir?Adaçayı Adaçayı ülke genelinde son yıllarda popüler bir şekilde tüketilen bir bitki çayıdır. Faranjit tedavisi için de kullanılabilen adaçayını anne adayları özellikle gebeliklerinin ilk üç ayında çok dikkatli kullanmalıdır. Adaçayında gebelikte düşüğe neden olabilecek bileşenler bulunduğundan özellikle düşük tehlikesi olan gebeliklerde kesinlikle su bardağı suyun içine 1 tatlı kaşığı adaçayı eklenerek 10 dakika kadar dinlendirilir. Hazırlanan su çay olarak içilebileceği gibi özellikle gebelikte gargara suyu olarak kullanılabilir. Zencefil Hamilelik döneminde oluşan faranjit için zencefilden yardım alınabilir. Zencefil toz ya da rendelenerek 1 su bardağı suyun içinde kaynatılır ve içine bal, limon eklenerek tatlandırılır. Hem mide bulantısı hem de faranjit için ideal bir tedavi yöntemidir. Sarımsak Sarımsağın antibiyotik etkisinden yararlanmak için gebelikte oluşan faranjite karşı kullanılabilir. 2-3 diş sarımsak ağızda iyice çiğnendikten sonra yutulmalıdır. Faranjit için doğal bir tedavi seçeneğidir. Tavuk Çorbası Hamilelik döneminde oluşan faranjit yemek yemede isteksizliğe yol açabilir. Ayrıca yutkunmakta ve yutmak zorluk yaşanabileceğinden sıvı gıdalar ile beslenmek daha doğru olur. Tavuk çorbasına bol limon ilave edilerek içilirse üst solunum yolu ile alakalı olarak gelişen hastalıklara karşı iyi gelir. Hardal Tohumu Hardal tohumu un haline getirilerek içine, limon, bal, tuz ve bir miktar su eklenerek karıştırılır. Elde edilen karışım ile gün içinde 2-3 defa gargara yapılır. Faranjit, grip ve diğer üst solunum yolları hastalıklarında tedavi edici özelliği vardır. Tuzlu Su Gebelik döneminde faranjit ya da diğer üst solunum yolu hastalıkları için gün içinde birkaç defa tuzlu su ile gargara yapılabilir. Tuzlu suyun hem anne hem de anne karnındaki bebeğe hiçbir zararı olmadığından gönül rahatlığı ile gargara suyu olarak kullanılabilir.
Etkin madde Diklofenak potasyum 50 mg Yardımcı maddeler Sodyum nişasta glikolat mg Şeker mg Yardımcı maddeler için Bölüm bakınız. 3. FARMASÖTİK FORM Draje. Kırmızı renkte, yuvarlak, parlak düzgün drajeler. 4. KLİNİK ÖZELLİKLER Terapötik endikasyonlar DOLOREX, Osteoartrit, romatoid artrit ve ankilozan spondilit belirti ve bulgularının tedavisi ile akut gut artriti, akut kas-iskelet sistemi ağrıları, postoperatif ağrı ve dismenore tedavisinde endikedir. Pozoloji ve uygulama şekli Pozoloji Genel bir öneri olarak, doz kişiye göre ayarlanmalıdır. İstenmeyen etkiler, semptomları kontrol altına almak için önerilen en düşük dozun en kısa sürede kullanılmasıyla azaltılabilir. Uygulama sıklığı ve süresi Tavsiye edilen başlangıç dozu günde 100-150 mg’dır. Daha hafif vakalarda, günde 75-100 mg genellikle yeterlidir. Günlük toplam doz genellikle 2-3 bölünmüş doz olarak verilmelidir. Primer dismenorede günlük doz kişiye göre ayarlanmalıdır ve genellikle 50-150 mg’dır. Başlangıçta 50 – 100 mg dozda verilmeli ve gerekirse, birkaç menstrüel siklus içinde günde en fazla 150 mg’a yükseltilmelidir. Tedaviye ilk semptomlar görülünce başlanmalı ve semptomatolojiye bağlı olarak birkaç gün devam edilmelidir. Uygulama şekli Ağızdan kullanım içindir. Drajeler bir miktar sıvıyla birlikte, tercihen yemekten önce yutulmalı ve bölünmemeli ya da çiğnenmemelidir. 2 / 16 Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler Böbrek yetmezliği DOLOREX böbrek yetmezliği olan hastalarda kontrendikedir bakz., bölüm Böbrek yetmezliği olan hastalarda spesifik çalışmalar yürütülmediğinden, spesifik doz ayarlamasına ilişkin önerilerde bulunulamaz. Hafif ila orta şiddette böbrek yetmezliği olan hastalara DOLOREX uygulanırken dikkar edilmelidir bkz., bölüm Karaciğer yetmezliği DOLOREX karaciğer yetmezliği olan hastalarda kontrendikedir bkz., bölüm Karaciğer yetmezliği olan hastalarda spesifik çalışmalar yürütülmediğinden, spesifik doz ayarlamasına ilişkin önerilerde bulunulamaz. Hafif ila orta şiddette karaciğer yetmezliği olan hastalara DOLOREX uygulanırken dikkat gösterilmelidir bkz., bölüm Pediyatrik popülasyon DOLOREX drajelerin çocuklarda ve 14 yaşından küçük ergenlerde kullanılması önerilmez. 14 yaş ve üzerindeki ergenlerde günde 75 – 100 mg alınması, genellikle yeterlidir. Günlük toplam doz genellikle, 2-3 doza bölünmelidir. Maksimum günlük doz 150 mg, aşılmamalıdır. Geriyatrik popülasyon 65 yaş ve üzeri DOLOREX’in farmakokinetiği yaşlı hastalarda klinik olarak anlamlı düzeyde bozulmamasına rağmen non-steroidal antienflamatuar ilaçlar genel olarak, istenmeyen etkilere daha eğilimli olan bu gibi hastalarda dikkatli kullanılmalıdır. Özellikle hassas veya vücut ağırlığı düşük olan yaşlı hastalarda en düşük etkili dozun kullanılması ve hastanın NSAİ ilaç tedavisi boyunca gastro-intestinal kanama olasılığına karşı takip edilmesi önerilmektedir bkz., bölüm Bilinen kardiyovasküler hastalık ya da önemli kardiyovasküler risk faktörleri DOLOREX ile tedavi, bilinen kardiyovasküler hastalığı ya da kontrol edilmeyen hipertansiyonu olan hastalarda önerilmez. Gerekirse, bilinen kardiyovasküler hastalığı, kontrol edilmeyen hipertansiyonu veya kardiyovasküler hastalık için önemli risk faktörleri olan hastalar DOLOREX ile sadece dikkatli değerlendirme sonrasında ve 4 haftadan uzun süreli tedavi halinde yalnızca ≤100 mg’lık günlük dozlarda tedavi edilmelidir bkz., bölüm Kontrendikasyonlar Etkin madde diklofenak potasyuma ya da yardımcı maddelerinden herhangi birisine karşı aşırı duyarlılığı olan kişilerde kullanılmamalıdır. Aktif mide veya barsak ülseri, kanama veya perforasyon varlığında bkz. bölüm ve Gebeliğin son trimesterinde bkz. bölüm Karaciğer yetmezliğinde, Böbrek yetmezliğinde İskemik kalp hastalığı, periferal arter hastalığı, serebrovasküler hastalık ve konjestif kalp yetmezliği NHYA sınıflandırması II-IV durumlarında Daha önceden diğer nonsteroidal antiinflamatuvar ilaçlar NSAİİ gibi, DOLOREX de asetilsalisilik asit veya diğer NSAİİ’lerin kullanımı sonucu astım, ürtiker veya akut rinit atağı tetiklenen hastalarda kontrendikedir bkz. bölüm ve Bu hastalarda NSAİİ’lere şiddetli, nadiren ölümcül reaksiyonlar oluşturduğu bildirilmiştir. Koroner arter bypass greft CABG cerrahisinde peri-operatif ağrı tedavisinde kontrendikedir UYARILAR bölümüne bakınız. NSAİİ tedavisi ile ilişkili gastrointestinal kanama veya perforasyon öyküsü 3 / 16 Aktif veya tekrarlayan peptik ülser/kanama öyküsü Özel kullanım uyarıları ve önlemleri Genel Semptomları kontrol altına almak için gereken en düşük etkili doz, en kısa süre boyunca kullanılarak istenmeyen etkiler minimize edilebilir bkz. Bölüm Sinerjistik faydaları olduğuna dair kanıt olmadığı ve ilave istenmeyen etki potansiyeli nedeniyle; DOLOREX, siklooksijenaz-2 selektif inhibitörleri gibi sistemik NSAİ ilaçlarla eşzamanlı kullanılmamalıdır bkz. Bölüm Temel tıbbi gerekçelerden dolayı yaşlılarda dikkatli kullanılmalıdır. Özellikle, hassas veya düşük vücut ağırlığına sahip yaşlılarda en düşük etkili dozun kullanılması önerilmektedir bkz. Bölüm Diklofenak dahil olmak üzere diğer NSAİ ilaçlarda olduğu gibi, ilaca daha önce maruziyet olmaksızın anafilaktik/anafilaktoid reaksiyonlar dahil alerjik reaksiyonlar meydana gelebilir bkz. Bölüm İstenmeyen etkiler. Diğer NSAİ ilaçlarda olduğu gibi diklofenak, farmakodinamik özellikleri nedeniyle enfeksiyon belirti ve semptomlarını gizleyebilir. Gastrointestinal Etkiler Ölümcül olabilen gastrointestinal kanama, ülserasyon veya perforasyon diklofenak dahil tüm NSAİİ’de bildirilmiştir ve tedavi sırasında herhangi bir zamanda, uyarıcı bir belirti ya da ciddi gastrointestinal olay hikayesi olsun veya olmasın görülebilir. Bunlar genellikle yaşlılarda daha ciddi sonuçlar doğurur. DOLOREX kullanmakta olan hastalarda gastrointestinal kanama veya ülserasyon geliştiği takdirde ilaç kesilmelidir. NSAİİ tedavisi gören hastalarda GI kanama riskini artıran diğer faktörler arasında oral kortikosteroid veya antikoagülan kullanımı , NSAİİ tedavisinin uzaması, sigara kullanımı, alkol kullanımı, ileri yaş ve genel sağlık durumunun kötü olması bulunmaktadır. Ölümcül GI olaylar hakkındaki spontan bildirimlerin çoğu yaşlı ve zayıf bünyeli hastalarla ilgili olduğundan, böyle hastaların tedavisinde özel dikkat gösterilmelidir. Bütün NSAİİ’ler gibi DOLOREX de; gastrointestinal GI hastalık düşündüren semptomları olan veya mide veya barsak ülseri, kanama ya da perforasyon düşündüren anamnez veren hastalarda ihtiyatla reçete edilmeli ve bu hastalar, tedavi sırasında yakından izlenmelidir bkz. bölüm Gastrointestinal kanama riski, NSAİİ dozu yükseldikçe, özellikle kanama veya Kardiyovasküler KV Risk NSAİ ilaçlar ölümcül olabilecek KV trombotik olaylar, miyokard infarktüsü ve inme riskinde artışa neden olabilir. Bu risk kullanım süresine bağlı olarak artabilir. KV hastalığı olan veya KV hastalık risk faktörlerini taşıyan hastalarda risk daha yüksek olabilir. DOLOREX koroner arter bypass greft CABG cerrahisinde peri-operatif ağrı tedavisinde kontrendikedir. Gastrointestinal GI Risk NSAİ ilaçlar kanama, ülserasyon, mide veya bağırsak perforasyonu gibi ölümcül olabilecek ciddi GI istenmeyen etki riskinde artışa yol açarlar. Bu istenmeyen etkiler herhangi bir zamanda, önceden uyarıcı bir semptom vererek veya vermeksizin ortaya çıkabilirler. Yaşlı hastalar ciddi GI etkiler bakımından daha yüksek risk taşımaktadırlar. 4 / 16 perforasyon şeklinde bir komplikasyonun geliştiği ülser anamnezi veren hastalarda ve yaşlılarda olmak üzere artar. Özellikle kanama veya perforasyon gibi komplikasyonların eşlik ettiği vakalarda olmak üzere ülser anamnezi veren hastalardaki ve yaşlılardaki gastrointestinal toksisite riskinin azaltılması için tedaviye, etkili en düşük dozla başlanmalı ve devam edilmelidir. Bu hastalarda, ayrıca düşük doz asetilsalisilik asit ASA veya gastrointestinal riski artırma olasılığı bulunan diğer tıbbi ürünlerin de kullanılması gereken hastalarda, proton pompası inhibitörleri veya mizoprostol gibi koruyucu ilaçlarla oluşturulacak kombinasyonların kullanılması düşünülmelidir. Gastrointestinal toksisite anamnezi veren hastalar ve özellikle de ileri yaştakiler; alışılmadık herhangi bir abdominal semptomu özellikle gastrointestinal kanamayı mutlaka bildirmelidir. Sistemik kortikosteroidler, antikoagülanlar, anti-trombosit ilaçlar veya selektif serotonin geri-alım inhibitörleri gibi, ülserasyon veya kanama riskini artıran ilaçlar kullanan hastalarda dikkatli olunması önerilir bkz. bölüm Ülseratif kolit veya Crohn hastalığı vakalarında da, mevcut hastalığın alevlenme olasılığı nedeniyle dikkatli olunması ve yakın tıbbi gözetim gerekir bkz. bölüm Hepatik etkiler Karaciğer fonksiyon bozukluğu olan hastalarda da DOLOREX verilirken, mevcut hastalığın alevlenme olasılığı nedeniyle yakın tıbbi gözetime ihtiyaç vardır. Diklofenak dahil diğer NSAİİ’lerde olduğu gibi, bir veya birden fazla karaciğer enzim değerleri yükselebilir. Laboratuvar anormallikleri ilerleyebilir, değişmeden kalabilir veya tedavinin devam etmesiyle geçici olabilir. NSAİİ’le gerçekleştirilen klinik çalışmalarda hastaların yaklaşık %1’inde ALT ve AST seviyelerinde dikkate değer artışlar normal düzeyin üst limitinin üç katı veya daha fazla bildirilmiştir. Ayrıca, seyrek olarak, ikter ve ölümcül fulminan hepatit, karaciğer nekrozu ve karaciğer yetmezliği gibi, bazıları ölümle sonuçlanmış şiddetli hepatik reaksiyon vakaları da bildirilmiştir. Uzun süreli DOLOREX tedavisinde bir önlem olarak karaciğer fonksiyonlarının düzenli takibi önerilmektedir. Anormal karaciğer fonksiyonları devam eder veya kötüye giderse, karaciğer hastalığı geliştiğine işaret eden klinik bulgu ve belirtiler bulunursa veya eozinofili, döküntü diğer durumlar ortaya çıkarsa DOLOREX tedavisine son verilmelidir. Diklofenak kullanımıyla herhangi bir ön belirti olmaksızın hepatit gelişebilir. DOLOREX, hepatik porfirisi olan hastalarda, atak başlatabileceğinden dikkatli kullanılmalıdır. Renal Etkiler Uzun süreli NSAİİ kullanımı renal papiler nekroz ve diğer renal hasarlara yol açmaktadır. Ayrıca, renal prostaglandinlerin renal perfüzyonun idamesinde kompanse edici bir rol oynadığı hastalarda renal toksisite de görülmüştür. Böyle hastalarda nonsteroidal antiinflamatuar ilaç uygulanması prostaglandin formasyonunda ve ikincil olarak da renal kan akışında doza bağlı bir azalmaya sebep olabilmekte, bu da aşikâr renal dekompansasyonu hızlandırabilmektedir. Böyle bir reaksiyon verme riski en yüksek olan hastalar böbrek fonksiyonlarında bozulma, kalp yetmezliği, karaciğer disfonksiyonu olanlar, diüretik ve ACE 5 / 16 inhibitörü kullananlar ve yaşlılardır. NSAİİ tedavisinin durdurulmasının ardından genellikle tedavi öncesi duruma geri dönülmektedir. Diklofenak dahil NSAİİ tedavisiyle sıvı retansiyonu ve ödem bildirildiğinden; kardiyak veya renal fonksiyon bozukluğu olan, hipertansiyon anamnezi veren, ileri yaşta olan, aynı zamanda diüretik veya böbrek fonksiyonunu anlamlı ölçüde etkileyen tıbbi ürünler kullanan ve herhangi bir nedenle örneğin majör cerrahi öncesi ve sonrası gelişebilen önemli ekstraselüler hacim eksikliği olan hastalarda özel dikkat gereklidir. Bu nedenle DOLOREX kullanırken bir önlem olarak böbrek fonksiyonlarının takibi önerilmektedir. İlaç kesildikten sonra genelllikle tedavi öncesi duruma dönülür. İlerlemiş Böbrek Hastalıkları DOLOREX’in ilerlemiş böbrek hastalığı olan hastalarda kullanımına ilişkin kontrollü çalışmalarda elde edilmiş bir bilgi bulunmamaktadır. Bu nedenle, ilerlemiş böbrek hastalığı olan hastalarda DOLOREX tedavisi önerilmemektedir. Eğer DOLOREX tedavisi başlatılmışsa hastanın renal fonksiyonlarının yakından takip edilmesi önerilir. Deri Reaksiyonları Eksfoliyatif dermatit, Stevens-Johnson sendromu ve toksik epidermal nekroliz gibi; bazıları ölümcül ciddi deri reaksiyonlarının, DOLOREX dahil NSAİİ kullanımına nadiren eşlik ettiği bildirilmiştir bkz. bölüm Bu reaksiyonların gelişme riskinin en fazla olduğu dönem, tedavinin başlangıç dönemi olarak gözükmekte ve söz konusu komplikasyonlar vakaların büyük bölümünde, tedavinin birinci ayı içerisinde ortaya çıkmaktadır. Tedavi sırasında deri döküntüsü, mukoza lezyonları veya diğer herhangi bir aşırı duyarlılık belirtisi ortaya çıkarsa; DOLOREX kullanılmasına son verilmelidir. SLE ve Bağ Dokusu Hastalığı Sistemik lupus eritematozusu SLE ve karışık bağ dokusu hastalıkları olan hastalarda, aseptik menenjit riski artabilir. Kardiyovasküler ve Serebrovasküler Etkiler Diklofenak tedavisine, kardiyovasküler olaylar için önemli risk faktörlerini örneğin, hipertansiyon, hiperlipidemi, diyabetes mellitus, sigara gibi taşıyan hastalarda, ancak dikkatli bir değerlendirme sonrasında başlanmalıdır. Özellikle yüksek dozda kullanımında günlük 150 mg ve uzun süreli tedavilerde bu riskin arttığı görülmüştür. Bu yüzden, diklofenak tedavisinde mümkün olan en kısa tedavi süresi ve en düşük etkili doz tercih edilmelidir. Sağlık mesleği mensuplarının hastaların diklofenak tedavisine devam etme gerekliliğini düzenli olarak tekrar değerlendirmelidir. Çok sayıda selektif ve non-selektif COX-2 inhibitörü ile yapılan, 3 yıla varan klinik çalışmalarda ölümcül olabilen, ciddi kardiyovasküler CV trombotik olay,miyokard infarktüsü ve inme riskinde artma gösterilmiştir. COX-2 selektif ve non-selektif tüm NSAİİ’lar benzer risk taşıyabilir. Kardiyovasküler hastalığı olduğu veya kardiyovasküler hastalık riski taşıdığı bilinen hastalar daha yüksek bir risk altında olabilir. Önceden görülmüş bir kardiyovasküler semptom olmasa bile hekim ve hasta böyle olay gelişimlerine karşı tetikte olmalıdır. Hasta, ciddi kardiyovasküler olayların semptom ve/veya belirtileri ile bunların görülmesi halinde yapması gerekenler konusunda bilgilendirilmelidir. 6 / 16 Eş zamanlı olarak aspirin kullanımının, NSAİİ kullanımına bağlı artmış ciddi kardiyovasküler trombotik olay riskini azalttığı yönünde tutarlı bir kanıt bulunmamaktadır. NSAİİ’nin aspirinle eş zamanlı olarak kullanımı ciddi GI olay görülme riskini artırmaktadır. CABG ameliyatını takip eden ilk 10-14 günlük dönemde ağrı tedavisi için verilen COX-2 selektif bir NSAİİ üzerinde gerçekleştirilen iki büyük, kontrollü klinik çalışmada miyokard infarktüsü ve inme insidansında artış görülmüştür Kontrendikasyonlar bölümüne bakınız. Diklofenakın da dahil olduğu NSAİİ’ler ile özellikle yüksek dozda ve uzun süreli tedavi, ciddi kardiyovasküler trombotik olaylarda miyokard infarktüsü ve inme dahil küçük bir artış ile ilişkili olabilir. Hastalar uyarı vermeksizin görülebilecek ciddi arteriyotrombotik olayların belirti ve semptomları örn., göğüs ağrısı, nefes darlığı, güçsüzlük, geveleyerek konuşma açısından tetikte olmalıdır. Hastalara bu tip bir olay durumunda derhal hekime başvurmaları söylenmelidir. Hematolojik etkiler DOLOREX de dahil NSAİİ kullanan hastalarda zaman zaman anemi görülebilmektedir. Bu durum sıvı tutulumu, gizli veya gross GI kan kaybı veya eritropoez sonrası etkinin tam olarak tanımlanmamasına bağlı olabilir. DOLOREX’in, yalnızca kısa süreli tedavi için kullanılması önerilir. Ancak daha uzun süre kullanılacaksa, diğer NSAİİ’lerde olduğu gibi kan sayımı takibi önerilmektedir. Diğer NSAİİ’ler gibi, DOLOREX trombosit agregasyonunu geçici olarak inhibe edebilir. Aspirinin aksine trombosit fonksiyonu üzerindeki etkileri miktar bakımından daha az, daha kısa süreli ve geri çevrilebilir niteliktedir Hemostaz kusuru olan hastalar dikkatle izlenmelidir. Önceden varolan astım Astımı, mevsimsel alerjik riniti, burun mukozası şişliği örneğin burup polipleri, kronik obstrüktif akciğer hastalığı veya solunum yollarının kronik enfeksiyonları özellikle alerjik rinit-benzeri semptomlarla bağlantılı olanlar olan hastalarda NSAİ ilaçlarla astım alevlenmeleri gibi reaksiyonlar analjezik intoleransı/analjezik-astımı olarak da adlandırılır , Quincke ödemi veya ürtiker, diğer hastalara kıyasla daha sık geliştiğinden; bu hastalarda özel önlemler acil müdaheleye hazırlıklı olmak gibi önerilir. Bu öneri, diğer maddelere karşı alerjisi olan; örneğin deri reaksiyonları, kaşıntı veya ürtiker geliştiği bilinen hastalar için de geçerlidir. Astımlı hastalarda aspirine duyarlı astım söz konusu olabilir. Aspirine duyarlı astımı olan hastalarda aspirin kullanımı, ölümle sonuçlanabilen şiddetli bronkospazmla ilişkilendirilmiştir. Aspirin duyarlılığı olan bu hastalarda aspirin ile diğer nonsteroidal antiinflamatuar ilaçlar arasında bronkospazm da dahil olmak üzere çapraz reaksiyon bildirildiğinden, aspirin duyarlılığının bu formunun söz konusu olduğu hastalara DOLOREX verilmemeli ve önceden astımı olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır. Anafilaktoid Reaksiyonlar Diğer NSAİİ’lerde olduğu gibi, anafilaktik/anafilaktoid reaksiyonlar da dahil olmak üzere alerjik reaksiyonlar, diklofenakı daha önce kullanmaksızın da ender olarak ortaya çıkabilir. DOLOREX aspirin triadı olan hastalara verilmemelidir. Bu semptom kompleksi, tipik olarak, 7 / 16 nazal polipli veya polipsiz riniti olan veya aspirin ya da NSAİİ kullanmalarının ardından şiddetli ve ölümcül olabilen bronkospazm gösteren astımlı hastalarda oluşmaktadır Kontrendikasyonlar ve Önlemler – Astım bölümlerine bakınız. Anafilaktoid reaksiyon görüldüğünde acil servise başvurulmalıdır. Enfeksiyon belirtilerini maskeleme Diğer NSAİİ’ler gibi, DOLOREX de farmakodinamik özelliklerinden dolayı enfeksiyon belirtilerini ve bulgularını maskeleyebilir. Kadınlarda fertilite DOLOREX kullanımı, kadın fertilitesini olumsuz etkiler ve hamile kalmaya çalışan kadınlarda kullanılması önerilmemektedir. Hamile kalmada zorlanan veya kısırlık incelemesinden geçmekte olan kadınlarda DOLOREX kullanımının durdurulması düşünülmelidir. Geriyatrik hastalar Yaşlılarda temel tıbbi esaslara dikkat edilmelidir. Özellikle çelimsiz/güçsüz veya vücut ağırlığı düşük olan yaşlı hastalarda etkili en düşük dozun kullanılması önerilmektedir. DOLOREX drajeleri sukroz içerdiğinden, fruktoz intoleransı, glikoz-galaktoz malabsorpsiyonu veya sukraz-izomaltaz yetersizliği gibi ender görülen, kalıtsal sorunları olan hastalarda önerilmez. DOLOREX’in kortikosteroid yerine geçmesi veya kortikosteroid eksikliğini tedavi etmesi beklenmemelidir. Kortikosterodin aniden kesilmesi hastalığın alevlenmesine sebep olabilir. Uzun süredir kortikosteroid kullanmakta olan hastalarda bu tedavinin durdurulmasına karar verilirse, tedavi yavaş ve kademeli olarak azaltmalıdır. DOLOREX’in [ateş ve] enflamasyonu azaltıcı farmakolojik aktivitesi, enfeksiyoz olmadığı düşünülen ağrılı durumların komplikasyonlarının tanınmasında önemli olan bu belirtilerin sağlayacağı faydayı azaltabilir. Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri DOLOREX draje veya diklofenak’ın diğer farmasötik formları kullanılırken aşağıdaki etkileşimler gözlemlenmiştir Göz önünde bulundurulması gereken gözlenmiş etkileşimler Güçlü CYP2C9 inhibitörleri Diklofenak metabolizmasının inhibisyonu nedeniyle doruk plazma konsantrasyonunda ve diklofenak maruziyetinde önemli bir artışla sonuçlanabileceğinden diklofenak güçlü CYP2C9 inhibitörleri vorikonazol gibi ile birlikte reçete edildiğinde dikkat edilmesi önerilir. Lityum NSAİİ’ler plazma lityum düzeylerinde artışa ve renal lityum klirensinde azalmaya yol açmaktadır. Ortalama minimum lityum konsantrasyonu %15 artmış ve renal klirens yaklaşık %20 azalmıştır. Bu etkiler renal prostaglandin sentezinin NSAİİ tarafından inhibe edilmesine bağlanmaktadır. Dolayısıyla, NSAİİ’ler ve lityum eş zamanlı olarak verildiğinde hasta lityum toksisitesi yönünden dikkatle izlenmelidir. Birlikte kullanılan diklofenak, lityumun plazma konsantrasyonlarını yükseltebilir. Serum lityum düzeylerinin izlenmesi önerilir. 8 / 16 Digoksin Birlikte kullanılan diklofenak, digoksinin plazma konsantrasyonlarını yükseltebilir. Serum digoksin düzeylerinin izlenmesi önerilir. Diüretikler ve antihipertansif ajanlar Diğer NSAİİ’ler gibi, diklofenakın diüretiklerle ya da antihipertansif ilaçlarla [örn. beta-blokörler, ACE inhibitörleri anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörleri] birlikte kullanılması, bunların antihipertansif etkisini azaltabilir. Bu nedenle söz konusu kombinasyonlar dikkatle kullanılmalı ve özellikle ileri yaştakiler olmak üzere hastaların kan basıncı, belli aralıklarla izlenmelidir. Hastalar yeterince hidrate durumda olmalı ve nefrotoksisite riskinin artması nedeniyle böbrek fonksiyonunun, özellikle diüretiklerin veya ACE inhibitörlerinin diklofenakla birlikte kullanılmaya başlanmasının ardından ve ve sonrasında periyodik olarak izlenmesi düşünülmelidir. bkz. Bölüm Furosemid Klinik çalışmalar ve pazarlama sonrası gözlemler, DOLOREX kullanımının bazı hastalarda furosemid ve tiyazidlerin natriüretik etkisini azaltabildiğini göstermektedir. Bu yanıt, renal prostaglandin sentezinin inhibe edilmesine bağlanmaktadır. NSAİİ’lerle eş zamanlı olarak tedavi uygulandığında hasta, böbrek yetmezliği belirtileri yönünden Önlemler, Renal Etkileri bölümüne bakınız ve diüretik etkililiğinden emin olmak için yakından izlenmelidir. Varfarin Varfarin ve NSAİİ’lerın GI kanamaları üzerindeki etkisi sinerjistik özelliktedir; yani bu iki ilacı birlikte kullanan hastaların ciddi GI kanaması geçirme riski bu iki ilacı tek başlarına kullanan hastalara göre daha yüksektir. Aspirin DOLOREX aspirinle birlikte verildiğinde, serbest DOLOREX klirensi değişmese de protein bağlama oranı azalmaktadır. Bu etkileşimin klinik açıdan önemi bilinmiyor olmakla birlikte,] diğer NSAİİ’lerde olduğu gibi, diklofenak ve aspirinin eş zamanlı olarak verilmesi, advers etki görülme olasılığını artırdığından, genellikle önerilmemektedir. Siklosporin Diğer NSAİİ’lerde olduğu gibi, diklofenak böbrek prostaglandinleri üzerindeki etkileri nedeniyle siklosporin nefrotoksisitesini artırabilir. Bu nedenle, siklosporin kullanmakta olan hastalara, bu ilacı kullanmayan hastalara kıyasla daha düşük dozda verilmelidir. Hiperkalemiye neden olduğu bilinen ilaçlar Potasyum tutucu diüretikler, siklosporin, takrolimus ve trimetoprim ile eş zamanlı tedavi serum potasyum düzeylerinin artması ile ilişkili olabilir. Bu nedenle, serum potasyum düzeyleri düzenli olarak kontrol edilmelidir bkz. Bölüm Kinolon türevi antibakteriyal ilaçlar NSAİİ’lerle kinolonların birlikte kullanılmalarından dolayı çok ender olarak konvülsiyonlar bildirilmiştir. Göz önünde bulundurulması gereken öngörülen etkileşimler Diğer NSAİİ’ler ve kortikosteroidler Diklofenak ve diğer sistemik NSAİİ’lerle veya kortikosteroidlerle birlikte kullanılması, gastrointestinal yan etkilerin sıklığını artırabilir bkz. Bölüm 9 / 16 Antikoagülanlar ve anti-trombosit ilaçlar Diklofenakın antikoagülanlarla veya anti-trombosit ilaçlarla birlikte kullanılması kanama riskini artıracağından, dikkatli olunması önerilir Özel kullanım uyarıları ve önlemleri Klinik çalışmalarda diklofenakın antikoagülanların etkisi üzerinde bir tesiri olduğuna dair bir işaret olmamasına rağmen, diklofenak ve antikoagülanları birlikte alan hastalarda, kanama riskinin arttığına ilişkin izole bildirimler bulunmaktadır. Bu nedenle böyle hastaların yakından izlenmesi tavsiye edilir. Selektif serotonin geri-alım inhibitörleri SSRI Diklofenak dahil sistemik NSAİİ’lerin ve selektif serotonin geri-alım inhibitörlerinin birlikte kullanılması, gastrointestinal kanama riskini artırabilir bkz. Bölüm Antidiyabetikler Klinik çalışmalar diklofenakın oral antidiyabetik ilaçlarla birlikte, onların klinik etkilerini etkilemeksizin verilebileceğini göstermiştir. Ancak, diklofenak tedavisi sırasında antidiyabetik ilaçların dozunu ayarlamayı gerektirecek hipoglisemik ve hiperglisemik etkiler görülebildiği izole olarak bildirilmiştir. Bu sebeple, diklofenakın antidiyabetik ilaçlarla birlikte kullanılması sırasında tedbir olarak kan glikoz düzeyinin izlenmesi önerilir. Fenitoin Diklofenak ile eş zamanlı fenitoin kullanımında, fenitoine maruziyette artış beklendiğinden, fenitoin plazma konsantrasyonu takip edilmelidir. Metotreksat Metotreksatın kan konsantrasyonları yükselebileceğinden ve bu ilaca ait toksisite artabileceğinden, metotreksat tedavisinden önceki veya sonraki 24 saat içerisinde diklofenak dahil NSAİİ’ler kullanılırken dikkatli olunması önerilir. Kolestipol ve kolestiramin Bu ajanlar diklofenak emilimini geciktirebilir veya azaltabilir. Dolayısıyla, diklofenak uygulamasının kolestipol/kolestiramin uygulamasından en az bir saat önce veya 4 ila 6 saat sonra gerçekleştirilmesi önerilmektedir. Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler mevcut değildir. Pediyatrik popülasyon Pediyatrik popülasyona ilişkin ek bilgiler mevcut değildir. Gebelik ve laktasyon Genel tavsiye Gebelik kategorisi C/D Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar/Doğum kontrolü Kontrasepsiyon Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar için herhangi bir öneride bulunulmasını destekleyen veri bulunmamaktadır. 10 / 16 Gebelik dönemi Diklofenakın gebe kadınlarda kullanılmasına ilişkin yeterli veri bulunmamaktadır. DOLOREX, gerekli olmadıkça gebelik döneminde kullanılmamalıdır. Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar, gebelik/ve-veya/ embriyonal/fetal gelişim /ve-veya/ doğum /ve-veya/ doğum sonrası gelişim üzerindeki etkiler bakımından yetersizdir bkz. bölüm İnsanlara yönelik potansiyel risk bilinmemektedir. Bu nedenle DOLOREX, annede sağlanabilecek beklenen faydalar, fetusun karşı karşıya kalabileceği risklerden açıkça daha fazla olmadığı sürece, gebeliğin birinci ve ikinci üç aylık döneminde kullanılmamalıdır. Diklofenakın gebeliğin son 3 ayı içerisinde kullanılması, diğer NSAİİ’lerde olduğu gibi, doğum esnasında etkili uterus kasılmalarının meydana gelmeme tehlikesi ve/veya ductus arteriosusun erken kapanma olasılığı nedeniyle kontrendikedir bkz. bölüm Laktasyon dönemi Diklofenak, diğer NSAİİ’ler gibi anne sütüne az miktarda geçer. DOLOREX bu nedenle, bebekte istenmeyen etkilerin ortaya çıkmasına yol açmamak emziren annelerde kullanılmamalıdır. Üreme yeteneği / Fertilite Diğer NSAİİ’ler gibi DOLOREX kullanılması da kadınlarda fertiliteyi olumsuz etkileyebileceğinden, gebe kalmak isteyen kadınlarda önerilmez. Gebe kalmakta zorluk çeken ya da kısırlık açısından tetkik edilen kadınlarda DOLOREX tedavisinin durdurulması düşünülmelidir. bkz. bölüm Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkiler DOLOREX kullanırken görme bozuklukları, baş dönmesi, vertigo, uyku hali ya da diğer merkez sinir sistemi bozuklukları yaşayan hastalar, araç veya makine kullanmamalıdırlar. İstenmeyen etkiler Klinik çalışmalardan ve/veya spontan bildirimlerden ve literatürden elde edilen advers ilaç reaksiyonları MeDRA sistem organ sınıfına göre listelenmiştir. Her bir sistem organ sınıfında advers ilaç reaksiyonları en sık olan önce gelecek şekilde sıklıklarına göre sıralanmıştır. Her bir sıklık grubunda, advers ilaç reaksiyonları azalan ciddiyet sırasına göre verilmiştir. Ayrıca, her advers ilaç reaksiyonu için uygun sıklık kategorisi aşağıdaki şekildedir CIOMS III Çok yaygın ≥1/10; yaygın ≥1/100 ila <1/10; yaygın olmayan ≥1/ ila <1/100; seyrek ≥1/ <1/ çok seyrek <1/ bilinmiyor eldeki verilerden hareketle tahmin edilemiyor. Aşağıdaki istenmeyen etkiler DOLOREX drajenin ve/veya diklofenakın diğer farmasötik formlarının kısa ya da uzun süre kullanılması sırasında bildirilmiştir. Kan ve lenf sistem hastalıkları Çok seyrek Trombositopeni, lökopeni, anemi hemolitik ve aplastik anemi dahil, agranülositoz. 11 / 16 Bağışıklık sistemi hastalıkları Seyrek Aşırı duyarlılık, anafilaktik ve anafilaktoid reaksiyonlar hipotansiyon ve şok dahil. Çok seyrek Anjiyoödem yüz ödemi dahil Psikiyatrik hastalıklar Çok seyrek Dezoryantasyon, depresyon, uykusuzluk, kabus görme, irritabilite, psikotik bozukluk. Sinir sistemi hastalıkları Yaygın Baş ağrısı, baş dönmesi. Seyrek Uyku hali. Çok seyrek Parestezi, hafıza bozukluğu, konvülsiyon, anksiyete, titreme, aseptik menenjit, disgözi, serebrovasküler olay. Bilinmiyor Konfüzyon, halüsinasyon, duygu bozukluğu, halsizlik. Göz hastalıkları Çok seyrek Görme bozukluğu, bulanık görme, çift görme. Bilinmiyor Optik nörit Kulak ve iç kulak hastalıkları Yaygın Vertigo. Çok seyrek Kulak çınlaması, işitmede zayıflama. Kardiyak hastalıklar Çok seyrek Miyokard infarktüsü, kalp yetersizliği, palpitasyonlar, göğüs ağrısı. Vasküler hastalıklar Çok seyrek Hipertansiyon, vaskülit. Solunum, göğüs mediastinal hastalıklar Seyrek Astım dispne dahil. Çok seyrek Pnömonit. Gastrointestinal hastalıklar Yaygın Bulantı, kusma, diyare, dispepsi, abdominal ağrı, gaz, anoreksi. Seyrek Gastrit, gastrointestinal kanama, hematemez, kanlı diyare, melena, gastrointestinal ülser kanamalı veya kanamasız – perforasyon ile veya perforasyon olmaksızın. Çok seyrek Kolit hemorajik kolit ve ülseratif kolit veya Crohn hastalığının alevlenmesi dahil, kabızlık, stomatit, glossit, özofagus bozukluğu, intestinal diyafram hastalığı, pankreatit. Hepato-bilier hastalıklar Yaygın Transaminazlarda artış. Seyrek Hepatit, sarılık, karaciğer bozukluğu. Çok seyrek Fulminan hepatit, hepatik nekroz, karaciğer yetmezliği. Deri ve deri altı doku hastalıkları Yaygın Döküntü. Seyrek Ürtiker. 12 / 16 Çok seyrek Büllöz dermatit, egzema, eritem, eritema multiforme, Stevens-Johnson sendromu, toksik epidermal nekroliz Lyell sendromu, eksfolyatif dermatit, alopesi, ışığa duyarlılık reaksiyonu, purpura, Henoch-Schonlein purpura, kaşıntı. Böbrek ve idrar yolu hastalıkları Çok seyrek Akut böbrek yetmezliği, hematüri, proteinüri, nefrotik sendrom, tubulointerstisyel nefrit, renal papiller nekroz. Üreme sistemi ve meme hastalıkları Çok seyrek İmpotans Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar Seyrek Ödem. *Sıklık yüksek bir dozla 150 mg/gün uzun dönem tedavi verilerini yansıtır. Seçili advers ilaç reaksiyonlarının açıklanması Arteriyotrombotik olaylar Meta-analiz ve farmakoepidemiyolojik veriler, özellikle yüksek dozda günlük 150 mg ve uzun dönem tedavi sırasında diklofenak kullanımı ile ilişkili olarak arteriyotrombotik olaylar riskinde örneğin miyokard enfarktüsü küçük bir artışa işaret etmektedir bkz., bölüm Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması Ruhsatlandırma sonrası şüpheli ilaç advers reaksiyonların raporlanması büyük önem taşımaktadır. Raporlama yapılması, ilacın yarar/risk dengesinin sürekli olarak izlenmesine olanak sağlar. Sağlık mesleği mensuplarının herhangi bir şüpheli advers reaksiyonu Türkiye Farmakovijilans Merkezi TÜFAM’ne bildirmeleri gerekmektedir e-postatufam tel0 800 314 00 08; faks 0 312 218 35 99 Doz aşımı ve tedavisi Semptomlar Diklofenak doz aşımının neden olduğu, tipik bir klinik tablo yoktur. Doz aşımında kusma, gastrointestinal kanama, ishal, göz kararması, kulak çınlaması veya konvülsiyon görülebilir. Ciddi zehirlenmelerde, akut böbrek yetersizliğinin ve karaciğer hasarının gelişmesi mümkündür. Terapötik önlemler Diklofenak dahil NSAİİ’lerle akut zehirlenmelerin tedavisi temel olarak destek önlemlerinin alınması ve semptomatik tedavi uygulanması şeklindedir. Hipotansiyon, böbrek yetmezliği, konvülsiyon, gastrointestinal bozukluk ve solunum depresyonu gibi komplikasyonlar gelişirse, destek önlemleri alınmalı ve semptomatik tedavi uygulanmalıdır. Zorlu diürez, diyaliz veya hemoperfüzyon gibi özel önlemler; NSAİİ’lerin plazma proteinlerine yüksek oranda bağlanması ve yüksek oranda biyotransformasyona uğraması yüzünden, diklofenak dahil NSAİİ’lerin atılımına muhtemelen yardımcı değildir. 13 / 16 Toksik olabilecek doz aşımından sonra aktif kömür kullanılması ve yaşamı tehlikeye sokacak boyutlardaki doz aşımından sonra mide dekontaminasyonu kusturma, midenin yıkanması düşünülebilir. 5. FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER Farmakodinamik özellikler Farmakoterapötik grup Antiinflamatuvar ve antiromatizmal ürünler, nonsteroidler, asetik asit türevleri ve ilişkili maddeler. ATC kodu M01A B05. Etki mekanizması DOLOREX; belirgin antiromatik, analjezik, antiinflamatuvar ve antipiretik özelliklere sahip bir nonsteroidal bileşik olan diklofenakın potasyum tuzunu içerir. Deneylerle gösterilmiş olan prostaglandin biyosentezinin inhibisyonu, etki mekanizmasının temeli olarak kabul edilmektedir. Prostaglandinler enflamasyon, ağrı ve ateş meydana gelmesinde büyük rol oynarlar. Etkilerinin çabuk başlaması nedeniyle DOLOREX, akut ağrılı ve enflamatuvar durumların tedavisinde özellikle uygundur. Diklofenak potasyum in vitro olarak, insanlarda ulaşılana eşdeğer konsantrasyonlarda, kıkırdaktaki proteoglikan biyosentezini baskılamaz. Farmakodinamik etkiler DOLOREX’in orta ve ileri derecede şiddetli ağrıda belirgin analjezik etki gösterdiği bulunmuştur. Örneğin travmaya veya cerrahi girişimlere bağlı enflamasyon varlığında hem spontan, hem de hareket sırasındaki ağrıyı hızla iyileştirir; enflamatuvar şişliği ve yaradaki ödemi azaltır. Klinik çalışmalar etkin maddenin primer dismenorede ağrının giderilmesini ve kanamayı azalttığını da göstermiştir. Farmakokinetik özellikler Genel özellikler Emilim Diklofenak, diklofenak potasyum drajelerden hızla ve tamamen emilir. Emilim, ilacın alımından hemen sonra başlar ve eşdeğer dozdaki mide asidine dayanıklı diklofenak sodyum tabletlerindeki miktar kadar emilir. 50 mg’lık bir drajenin alınmasından 20-60 dakika sonra plazmadaki ortalama doruk konsantrasyonu olan mikromol/l’ye ulaşılır. Yemeklerle birlikte alınması, emilen diklofenak miktarını etkilemez, yalnızca emilim başlangıcını ve hızını hafifçe geciktirebilir. Diklofenakın yaklaşık yarısı karaciğerden geçerken metabolize olduğundan “ilk geçiş” etkisi, oral veya rektal kullanım sonrasındaki plazma konsantrasyonu-zaman eğrisinin altındaki alan EAA değeri, eşdeğer dozun parenteral yoldan verilmesinden sonraki EAA değerinin yarısı kadardır. 14 / 16 Farmakokinetik özellikler, tekrarlanan uygulamalardan sonra değişmez. Önerilen dozaj sınırları arasında kalındığında hiçbir birikim oluşmaz. Dağılım Diklofenak başta albümin % olmak üzere serum proteinlerine % oranında bağlanır. Hesaplanan görünen dağılım hacmi, l/kg’dır. Diklofenak, sinovyal sıvıya geçer ve burada, plazmada doruk seviyelerine eriştikten 2-4 saat sonra maksimal konsantrasyonlara ulaşır. Sinovyal sıvıdaki görünen eliminasyon yarı-ömrü 3-6 saattir. Plazmadaki doruk seviyelere ulaşılmasından 2 saat sonra sinoviyal sıvıdaki aktif madde konsantrasyonları, plazmadakinden yüksektir ve 12 saate kadar yüksek değerde kalır. Emziren bir annenin sütünde düşük konsantrasyonda 100 ng/ml diklofenak saptanmıştır. Anne sütü alan bir bebeğin midesine giren tahmini miktar 0,03 mg/kg/gün dozuna eşdeğerdir. Biyotransformasyon Diklofenak biyotransformasyonu kısmen intakt molekülün glukuronidasyonu ile, fakat esas olarak tek ve çoğul hidroksilasyonu ve metoksilasyonu ile oluşur ve çoğu glukuronid konjügasyon ürünlerine dönüşen, birçok fenolik metabolit 3’-hidroksi-, 4’-hidroksi-,5-hidroksi-,4’,5-dihidroksi- ve 3’-hidroksi-4’ -metoksi-diklofenak meydana gelir. Bu fenolik metabolitlerin ikisi, diklofenaka kıyasla daha az olmakla birlikte biyolojik aktiviteye sahiptir. Eliminasyon Plazmadaki terminal yarı-ömrü 1-2 saattir. İkisi aktif olan 4 metabolitin plazmadaki yarı-ömürleri de kısa olup 1-3 saat kadardır. 3’-hidroksi-4’-metoksi-diklofenak metabolitinin plazmadaki yarı-ömrü çok daha uzundur ama bu metabolit, hemen hemen inaktiftir. Verilen dozun %60 kadarı intakt molekülün glukuronid konjügasyon ürünü ve hemen hepsi glukuronid konjügasyon ürünlerine dönüşen metabolitler şeklinde idrarla atılır. Dozun %1’ den daha düşük bir bölümü değişmeden idrarla atılır. Dozun geri kalanı, yine metabolitler şeklinde olmak üzere safra yoluyla dışkı ile vücuttan atılır. Doğrusallık/Doğrusal olmayan durum Diklofenak, doğrusal farmakokinetik sergiler. Emilen miktar, dozun miktarı ile doğrusal orantıdadır. Hastalardaki karakteristik özellikler Böbrek yetmezliği Tek-doz kinetiğiyle ilgili bilgiler, böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalarda, genellikle uygulanan dozaj programı dahilinde değişmemiş aktif maddenin birikmediği izlenimini vermektedir. Dakikada 10 ml’den daha düşük kreatinin klirensi değerlerinde, hidroksi metabolitlerinin hesaplanan kararlı durum plazma düzeyleri, normal kişilerinkinin 4 katı kadardır. Ancak bu metabolitler, sonunda safra yoluyla vücuttan atılır. Karaciğer yetmezliği Kronik hepatit veya kompanse sirozu olan hastalarda diklofenakın kinetiği ve metabolizması, karaciğer hastalığı olmayan hastalardaki ile aynıdır. 15 / 16 Pediyatrik popülasyon DOLOREX drajelerin çocuklarda ve 14 yaşından küçük ergenlerde kullanılması önerilmez bkz. bölüm Geriyatrik popülasyon İlacın emiliminde, metabolizmasında veya vücuttan uzaklaştırılmasında yaşa bağlı herhangi bir fark gözlenmemiştir. Klinik çalışmalar DOLOREX, uzun zamandır kullanılmakta olan, klinik verileri iyi bilinen bir üründür. Klinik öncesi güvenlilik verileri Akut ve tekrarlanan doz toksisite çalışmalarından elde edilen klinik-öncesi veriler; ayrıca diklofenakla yapılan genotoksisite, mutajenite ve karsinojenite çalışmaları; amaçlanan terapötik dozlarda insanlar için spesifik bir tehlike olmadığını göstermiştir. Standart preklinik hayvan çalışmalarında diklofenakın farelerde, sıçanlarda veya tavşanlarda teratojen etkiye sahip olduğunu gösteren herhangi bir kanıt yoktur. Diklofenak sıçanlarda, anne-baba fertilitesi üzerinde etki göstermemiştir. Maternal toksik dozlarda minimal fetal etkileri dışında yavruların doğum öncesi, sırası ve sonrası gelişmeleri, diklofenaktan etkilenmemiştir. NSAİİ verilmesi diklofenak dahil, tavşanlarda ovulasyonu ve sıçanlarda implantasyon ve plasentasyonu inhibe etmiş, hamile sıçanlarda duktus arteriosusun erken kapanmasına sebep olmuştur. Sıçanlarda diklonefakın maternal toksik dozları distosi, uzamış gestasyon, fetal sağkalımda düşüş ve intrauterin büyüme geriliği ile ilişkili bulunmuştur Diklofenakın hem üreme parametreleri ve doğum hem de rahim içindeyken duktus arteriosusun daralması üzerindeki zayıf etkileri prostaglandin sentez inhibitörleri sınıfının farmakolojik sonuçlarıdır bkz. Bölüm ve 6. FARMASÖTİK ÖZELLİKLER Yardımcı maddelerin listesi Çekirdek Tribazik kalsiyum fosfat Nişasta PVK K 30 Sodyum nişasta glikolat Kolloidal silikondioksit 200 Magnezyum stearat Kaplama Oleat gliserol Hidroksipropil metil selüloz Şeker Talk Polietilen glikol Demir oksit kırmızısı Titan dioksit Jelatin 160 bloom 16 / 16 Geçimsizlikler Bilinen geçimsizliği yoktur. Raf ömrü 24 ay Saklamaya yönelik özel tedbirler 25°C’nin altındaki oda sıcaklığında saklayınız. Ambalajın niteliği ve içeriği 10 veya 20 draje içeren PVC/Al blister ambalajda. Beşeri tıbbi üründen arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler Kullanılmamış olan ürünler ya da atık materyaller “Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği” ve “Ambalaj ve Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği”ne uygun olarak imha edilmelidir. 7. RUHSAT SAHİBİ Abdi İbrahim İlaç San. ve Tic. Reşitpaşa Mah. Eski Büyükdere Cad. No4 34467 Maslak / Sarıyer/ İSTANBUL Tel 0212 366 84 00 Faks 0212 276 20 20 8. RUHSAT NUMARASI 172/11 9. İLK RUHSAT TARİHİ/ RUHSAT YENİLEME TARİHİ İlk Ruhsat Tarihi Ruhsat Yenileme Tarihi 10. KÜB’ÜN YENİLENME TARİHİ
Merhaba; Nonsteroid antiinflamatuar denilen bu grup ağrı kesiciler gebelikte kullanılmaz. Zararlıdır. Üstelik hassas bir dönemde kullanmışsınız. Hiç bir ilaç için kesin zarar vermiştir veya kesinlikle bir şey olmaz denemez. Ama riske girmek istemiyorsanız, 10 haftaya kadar kendi isteğinizle kürtaj olabilirsiniz. 10 haftadan sonra ise ultrason ile bebekte ciddi özür saptanmadığı sürece gebelik bu ilaç nedeniyle sonlandırılamaz. Gebelikte ilaç kullanımı konusunda detaylı bilgi almak için; adresini ziyaret etmenizi öneririm. Sağlıklı günler dilerim.
1 Dolorex ağrı kesici adeti keser mi hamilelik riski var mı ? Dolorex ağrı kesici adeti keser mi hamilelik riski var mı ? SadmiN merhabalar, size her zaman sorup danışmaktan mutluluk duyuyorum. Özellikle sizin cevabınıza ihtiyacım var. 10 martta yumurtlama günümdü. Ve ben yumurtlama ağrımı hissettim. 12 martta kondom ile korunarak birden fazla ilişkim oldu. 25 Mart cuma günü tam beklenen adet günümde kanamam başladı. Öncesinde göğüs ağrısı şişkinliği vs yaşadım her zaman adet belirtiler gibi. Adet olunca her zaman olduğu gibi göğüsümde ki şişkinlik ve ağrı geçti. Kahverengi lekeyle başladı kısa sürede kanamaya dönüştü. İlk bir kaç saatten sonra akşama doğru ağrım olduğu için dolorex isimli ağrı kesiciden içtim. Bir kaç saat içinde kanamam azaldı. Kesildi gibi oldu. Ama hala geliyor tabi. Ağrı kesicinin etkisi geçince hafif ağrım da başladı. Bu durumda bu adet kanamasıdır değil mi? En ufacık da olsa gebelik riski var mı sizce? Bu kesilme azalma ağrı kesici kaynaklı Mıdır. Çok sağolun Moderatör tarafında düzenlendi 26 Mart 2022 2 Selamlar Gülselverrr, Hayatım her türlü ağrı kesiciler ve ilaç kullanımı adeti kesecektir. Yazdığın şeylerin hiç birisinin önemi yok korunarak bir birliktelik yaşamışsın ve beklenen adet gününde de kanaman başlamış. Zaten adetin belirtileri ile hamilelik belirtileri karıştırılıyorlar. Zira ikisi de birbiri ile örtüşüyor belde ağrı göğüslerde ağrı şişkinlik sızlama vs. Yazdığın hiç bir şeye bakmaksızın kanamadaki kesilmenin ağrı kesici ile doğrudan ilişkili olduğunu ve azaldığını söyleyebilirim. Hamilelik vs asla kat'a olamaz onu souryorsan eğer ayrıca aşağıdaki konuyu incele hayatım. Ağrı kesiciler adet gecikmesi yapar mı keser mi Ağrı kesiciler adeti keser mi ağrı kesici adet gecikmesi yapar mı ? Arkadaşlarım bu kullanılan dolorex arveles parol içerikli ağrı kesiciler vermidon gibi ilaçlar adeti geciktirirmi, hangi ağrı kesici ilaçlar içilmeli vermidon vs kullansam olur mu lütfen bana adetimi kesmeyecek gecitirmeyecek... Ağrı kesiciler antibiyotikler adeti geciktirirmi ? Ağrı kesiciler antibiyotikler adeti geciktirirmi ? Ağrılar günlük hayatmız da hepimizin karşılaştığı rahatsızlıklardan biri. Dinmeyen ağrılar için hemen bir ağrı kesici alır ağrımızın geçmesini bekleriz. Ağrı kesicilerin de diğer tüm ilaçlar gibi yan etkileri olmaktadır. Bir ilaç bir yeri... 4 Hayatım yukarıda asla Kat'a hamilelik olmaz demişim ama yine sormuşsun heralde sen cevabı beğeniyorsun. Bi daha diyeyim hamilelik yok olamaz
dolorex hamileliğe zarar verir mi