🌃 Bütün Kara Parçalarında Cemal Süreya

Cemal Süreya Aşk Şiirleri - Uzaktan Seviyorum Seni. Uzaktan seviyorum seni kokunu alamadan, boynuna sarılamadan yüzüne dokunamadan sadece seviyorum ööyle uzaktan seviyorum seni elini tutmadan yüreğine dokunmadan gözlerinde dalıp dalıp gitmeden şu üç günlük sevdalara inat serserice değil adam gibi seviyorum öyle uzaktan Bütün kara parçalarında Afrika hariç değil (Üvercinka’dan) Cemal Süreya - Üvercinka. Seslendiren: Nevzat TİRAKİ Bütün kara parçalarında Afrika dahil()” Cemal Süreya. Acının ırkı olur mu? Ne acı elle tutulur bir kalıp ne de onu deneyimleyen insanın aklında zuhur eden bir bilinmezlikten ibarettir. Suret, görülebilir bir kimlik gibi dursa da surette görünemeyen, acının bir prospektüsü değildir. Entanınmış kırmızılarla açan; bütün kara parçalarında, Afrika dahil." Cemal Süreya. Fiyat: 150,00 TL bütün kara parçalarında, Afrika dahil." Bütünkara parçalarında. Afrika dahil. Üvercinka, Türkiye'de modern şiirin ifadesine yeni bir soluk getirecek olan genç bir şairin 1958 tarihli ilk kitabı; İkinci Yeni'nin kırılma noktalarından biri. (Tanıtım Bülteninden) Bütünkara parçalarında Afrika hariç değil Cemal Süreya belgeseli, şairin yaşamı, şiirleri ve hayata bakışına odaklanıyor. Belgesel dahilinde görüşülen Doğan Hızlan, Ülkü Tamer, Sunay Akın, Nursel Duruel, Orhan Alkaya, Enver Ercan, Zuhal Tekkanat, Mehmet Ali Işık, Hakan Gerçek, Murat Belge, Cemal Süreya’yı ve Bütünkara parçalarında. Afrika dahil. Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma. Cemal Süreya - Sizin Hiç Babanız Öldü mü? dedi ki: 22 Ekim 2021 9cffx. KONUSU Cemal Süreya belgeseli, şairin yaşamı, şiirleri ve hayata bakışına odaklanıyor. Belgesel dahilinde görüşülen Doğan Hızlan, Ülkü Tamer, Sunay Akın, Nursel Duruel, Orhan Alkaya, Enver Ercan, Zuhal Tekkanat, Mehmet Ali Işık, Hakan Gerçek, Murat Belge, Cemal Süreyayı ve şiirlerini anlatıyor. Cemal Sürey ... Devamı Cemal Süreya belgeseli, şairin yaşamı, şiirleri ve hayata bakışına odaklanıyor. Belgesel dahilinde görüşülen Doğan Hızlan, Ülkü Tamer, Sunay Akın, Nursel Duruel, Orhan Alkaya, Enver Ercan, Zuhal Tekkanat, Mehmet Ali Işık, Hakan Gerçek, Murat Belge, Cemal Süreyayı ve şiirlerini anlatıyor. Cemal Süreya şiirlerini daha iyi anlamak, şiirle içiçe bir yaşama tanık olmak için, Cemal Süreya belgeseline kulak verin. “Çok içten, gerçek bir şey söyleyeyim mi? Kendi şiirlerime karşı o kadar da duyarlı değilim. Yaptıklarımın üzerinde hiçbir zaman ayrıntılı düşünmedim. Aslında şiirleri yazarken de öyleydim. Her seferinde ne yaptığımı bilmeden çalıştım. Çalışmak da denemez buna. İnsanın kendini oradan oraya vurması gibi bir şey. Ayrıca şiirden hep korktum. Şair miyim diye kendimden her zaman kuşkulanmışımdır. Beceremediğim, bunun için de bir türlü sevemediğim bir işi yapıyorum havası işte. Bu, ilk şiirimi yayımladığım zaman da öyleydi, bugün de öyle. Hep zorlanarak yazdım, mecburdum sanki. Elimde bulunan ilk imge ya da ilk dizenin şiddetli dürtüsünden de hiçbir zaman kurtulamadım. Bu dürtünün benim için yalnız sanat değil, hayat dürtüsü olduğunu da söyleyebilirim. Metnin ağardığı, şiirin artık ortaya çıkar gibi olduğu an onu izleyen kısa süre ise öyle büyük bir sevinç getirir ki... Galiba bugüne dek o sevinci duymak için yazdım...” 1931 yılında Erzincan’da doğdu… “Bir doğum günüm yoktur benim” diyebilecek kadar hem barışık hem de küskündü bir yanıyla bu hayata. Cemalettin Seber… Türk şiirinin usta ismi, Cemal Süreya… 6 yaşına kadar ailesiyle beraber Erzincan’da mutlu bir çocukluk geçirdi. Babası onun büyük şehirde okumasını istedi, halasının yanına İstanbul’a gönderdi… Cemalettin burada Firuzağa İlkokuluna başladı. *** Çocukluk yılları yaşamına ve şiirine derin izler bıraktı. O 6 yaşındayken annesi öldü, onu şiire götüren en keskin neden de “annesi” idi… Şiirendeki hüzün ilk kez böyle misafir oldu dizelerine. “Küçük kalbimdeki kuş ölmüştü.” dedi annesi Gülbeyaz Seber’in ardından… Yıllar sonra da babası… Babasıyla olan ilişkisine ise “tuhaf”tı diye tanımlar Cemal Süreya. Onu hiç dövmemiş olması ve kızsa bile gece gelip onu öptüğünü hissetmesi, babasını sevmesi için büyük nedendi. Babasının beklenmedik biçimde, trafik kazasında ölmesi ise onun dizelerine misafir olarak sızan hüznün ev sahibi olmasına sebep oldu… “Sizin hiç babanız öldü mü? / Benim bir kere öldü kör oldum” dizeleri babasının ölümünü “derinden” yaşamasına şahit dizeleri idi. *** Cemal Süreya şiiri; hayatın içinde ne varsa, toplumsal meselelerden siyasal çözümlere, bireysel aşklarımıza kadar bizleri kuşatan eşsiz bir şiirdir. Onun bir dizesine takılıp sevgiyi, aşkı, acılara katlanmayı, hüznü, yaşanmışlığı anlayabilir insan. Süreya, bunu edebiyatta yeni bir dil ve yeni bir sözlükle başarmıştır... “Gülümsemeyle hüzün hep yan yana gider benim şiirimde… Özgürlük ve kendine güven durumu lirizme, sıkıntı ve bunalım ise humora…” diye anlatır kendini ve şiirini. 1950’li yıllarda ortaya çıkan ve Garip akımından sonra Türk şiirindeki en önemli dönüşümü gerçekleştiren İkinci Yeni, yönü önceden belirlenmiş bir akım değildi ama Türk şiirindeki etkisi büyük oldu. İkinci Yeni’nin “anlam şairi” Cemal Süreya, “Biz Garip akımına karşı doğduk ama onlardan aslında ne kadar da beslendiğimizi şimdilerde anlıyorum der 50’li yaşlarında… Duyarlılığın şairi Süreya, insan denen karmaşık varlığa bu denli mütevazi ve kendine de bu denli eleştirel bakar... İlk kitabı “Üvercinka” 1958 yılında yayımlanır Süreya’nın… Üvercinka, “güvercin kanadı”ndan kısaltılarak elde edilmiş bir sözcüktür… Barışa, aşka vurgu yapar bu sözle Süreya… Her şairin ilk kitabı, bir kumaşın ilk metresi gibidir derler, şair bütünüyle o ilk yapıtta, ilk dizelerde saklıdır. Süreya da Üvercinka ile Türk şiirine damga vuracağının adeta o günden haberini verdi... Cemal Süreya’nın Ankara’da Mülkiye’de geçirdiği 4 yıl ise dünya görüşünün ve sanatının oluşumunda önemli yer tuttu. Mezun olduktan sonra Eskişehir Vergi Dairesinde işe başladı. İlk kitabına adını veren gizli aşkı, “Üvercinka” da buradaydı. “Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu kesmemeye Laleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor Bütün kara parçalarında Afrika dahil” Süreya, “Senin bir havan var beni asıl saran o / Onunla daha bir değere biniyor soluk almak” dediği Üvercinka’sını hep bir giz olarak tuttu… Bu Üvercika’dan bir kızı oldu Cemal Süreya’nın… Adı, Ayçe… Kızını mütevazi hayattan pek koparmak istemedi. Babası ile aksak bir ilişkisi olduğu söylense de Cemal Süreya'nın yaşatılması için çok çaba sarf edecekti Ayçe Seber... Ve o kadın, yıllar sonra bile hala mütevazi bir hayat yaşamaya, insanların gözünün içine sevgi dolu bakmaya ve onlarca insanın da hayatına dokunmaya devam ediyor... Cemal Süreya ve kızı Ayçe İşinden dolayı birçok kent gezdi, en çok İstanbul’u beğendi Süreya. Yıllar sonra bu kente yerleşti, Kadıköy’de oturmaya başladı. “Ben Kadıköy İskelesi’ne en yakın oturan şairim” diye de övünürdü ama şairliğiyle hiç övünmezdi… “İstanbul'da bir duvar duvarda bir kilise Sen çırılçıplak elma yiyorsun Denizin ortasına kadar elma yiyorsun Yüreğimin ortasına kadar elma yiyorsun Bir yanda esaslı kederler içinde gençliğimiz Bir yanda Sirkeci'nin tren dolu kadınları Adettir sadece ağızlarını öptürürler Ayaküstü işlerini görmek yerine Adımın bir harfini atıyorum” Elma şiirinde adındaki “y” harflerinden birini attığını ilan etti... Nedeni bir arkadaşıyla girdiği iddiayı kaybetmesi idi. Söylenen o ki iddiaya girdiği kişi Üvercinka’ydı… Kaybedeceğini bildiği halde girdi iddiaya. Aslında adındaki y’nin birini atmaya çoktan karar vermişti de Üvercinkalı anılarını çoğalttı böylece... Yaşadığı her şeyi yazdı Cemal Süreya. Geçmişle şimdiki zaman, düşünceyle duygu, düz yazıyla şiir yan yana yer aldı onun eserlerinde. Cemal Süreya, şiirlerinin yanı sıra günlükleri, denemeleri, düz yazıları, Fransızcadan yaptığı çevirileri ve çıkardığı dergilerle de birçok önemli eser bıraktı. “Papirüs” onun dergi serüveninde en önemli noktalardan biri oldu. Ankara’da başladığı dergi serüvenine İstanbul’da dostu Ülkü Tamer’le devam etti… Dergi işlerini yürütebilmek için tek göz bir oda kiraladılar beraber. İlk sayının maliyeti bin beş yüz lira tuttu. Fakat ikisinin ise toplamda elli liraları ya vardı ya yoktu… Dergi çıkardıkları odadaki antika halıyı o dönem aynı zamanda antikacılık yapan arkadaşları şair Edip Cansever’e satıp maliyeti karşılayabildiler ancak… Son kitapları Sıcak Nal ve Güz Bitiği’nde kendi şiirinin tanımını buldu Süreya Güneşten yırtılan caz, kavaldan dökülen gökyüzü… Bu son kitaplarında ortaya çıkan bir diğer tema da ölüm düşüncesiydi… Ölüm yaklaşırken Ülkü Tamer onun için şu dizeleri yazdı “Tanrı binbirinci gece şairi yarattı, Bin ikinci gece Cemal'i, Bin üçüncü gece şiir okudu Tanrı, Başa döndü sonra, Kadını yeniden yarattı. Cemal Atlas Okyanus'nda Fırat'ın salı Zap suyunda Alp Çiçeği” Cemal Süreya bu dizeleri okuduktan bir gün sonra, 9 Ocak 1990’da “Laleli’den dünyaya doğru giden bir tramvaya” binerek aramızdan ayrıldı… “Ölüyorum tanrım Bu da oldu işte. Her ölüm erken ölümdür Biliyorum tanrım. Ama, ayrıca, aldığın şu hayat Fena değildir... Üstü kalsın...”

bütün kara parçalarında cemal süreya